Güneybatı Amerika Finali: Büyük Kanyon

Page’den Büyük Kanyon, Amerika’daki bütün mesafeler gibi, oldukça uzak. Biz Page’den aşağıya indiğimiz için Büyük Kanyon’un en sık kullanılan güney girişinden değil, 40km uzaktaki doğu girişinden girdik. Kış olduğu ve hava erken karardığı için aslında doğu kapısından girmemiz bizim için şans oldu. Bu kapıdan girince, kanyonun ortasındaki Grand Canyon Village’a kadar birçok gözlem noktası var. Bu noktalar genelde terste kaldıkları için daha az uğrak noktalar ama en az diğerleri kadar güzeller.
Desert View
Kapıdan girdikten sonra arabamızı ilk kenara çektiğimiz nokta Desert View oldu, burası doğudan giren ziyaretçilere Büyük Kanyon’un ilk görüntülerini sunuyor. Büyük Kanyon dünyanın 7 doğa harikasından biri. Burası gerçekten de doğanın bizlere en büyük armağanlarından, yer yüzünün milyonlarca yıllık hikayesini katman katman anlatıyor. Amerika kıtasının jeolojik tarihinin neredeyse bütününe bu yarıktan bakabiliyoruz.
panorama 1
Bu topraklarda bir zamanlar bulunan okyanustan kalma deniz canlısı fosilleri de var, 10binlerce yıl sonra aynı yerde oluşmuş yağmur ormanlarının da izi var, şu anki çöl halinin de. Büyük kanyon hem kıta kaymalarının, hem de Kolorado Nehri’nin toprağı aheste oymasının sonucunda bugünkü haliyle karşımızda. Hala her gün biraz biraz değişiyor, büyüyor. Her katmanda sarının, kırmızının, toprağın bambaşka renklerini önümüze getiriyor.
10
Desert View Point’teki bir diğer güzellikte 1932’de mimar Mary Colter tarafından, Kızılderili geleneklerinin etkisinde inşa edilmiş tarihi gözetleme kulesi. Kule hem tepesinden harika bir manzara sunuyor. Hem de kullanılan doğal taşlar sayesinde çevresiyle müthiş bir uyum içinde tarihe tanıklık ediyor.
 20  _DSC4485  _DSC4683
Burada epey vakit geçirip fotoğraflar çektikten sonra sırasıyla Navajo Point, Moran Point ve Grandview Point’te de bambaşka açılardan Büyük Kanyon’u izleme şansı bulduk.
Grand Canyon Village’a, 1800lerin sonunda Büyük Kanyon turistikleşmeye başladıktan sonra kurulmuş parkın içindeki merkezi köye, vardığımızda hava artık kararmaya başlamıştı. Güney kapısından çıkıp otel ayarladığımız Tusayan’a doğru yola çıktık.
18
Tusayan’da otelimize gitmeden son olarak, National Geographic Ziyaretçi Merkezi’ndeki 3D IMAX salonunda Büyük Kanyon’la ilgili üç boyutlu bir belgesel izledik. Büyük kanyon ziyaretimiz için harika bir başlangıç oldu. Kanyonun keşfinin tarihi, jeolojik önemi vesaire birçok konuyu çok keyifli bir şekilde anlatan güzel bir kısa filmdi. Film çıkışı abur cubur bir şeyler atıştırıp otelimize giriş yaptık. Sonra da güzel bir uykuya daldık. Tabii ki Seda bizi sabah erkenden kaldıracaktı, Büyük Kanyon’da gün doğuşunu görmemiz şarttı;)
11
Sabah, yorgunluğumuzdan olacak, istediğimiz kadar erken uyanamadık. Bir şeyler atıştıralım falan derken zaten Büyük Kanyon’a vardığımızda güneş neredeyse doğmak üzereydi. Asıl hedefimiz merkez köyün doğusunda bulunan, ve gün doğumu için bize özellikle tavsiye edilen Yaki Point’e gitmekti. Baktık yetişemeyeceğiz, kanyonun en uğrak gözlem noktası olan, otoparklara da yakın Mather Point’e bir an evvel kurulmaya karar verdik.
9
İyi ki de böyle yapmışız. Pespembe gündoğumu buradan olağanüstü gözüküyordu. Öğlene doğru turist otobüslerinin uğrak yeri olduğu için Mather Point sevimsizleşebiliyor. Sabahın ilk ışıklarında ise daha çok fotoğraf sevdalılarının sessiz bekleyişi içinde adım adım yükselen güneşin aydınlattığı Büyük Kanyon’un duvarları eşsiz bir güzellik sunuyordu.
panorama 3
Güneşi de doğurmuşken gidip artık karnımızı tam anlamıyla doyuralım, ve gün boyu yapacağımız batı yamacı trekkingi için biraz erzak depolayalım dedik. Yemeğimizi yerken çalışanlarla biraz sohbet etme şansımız oldu, Bulgar bir çocuk geçtiğimiz birkaç yıldır burada yaşıyormuş, bir yandan fotoğraf çekiyor bir yandan da ekmek parası için restoranda çalışıyormuş. Birçok kitapta fotoğrafları kullanılmış, ondan bugünkü yolculuğumuz için birkaç fotoğraf tavsiyesi aldıktan sonra yola koyulduk.
16
Batı yamacı yoluna araba giremiyor. İki şansınız var, ya yürüye yürüye gezeceksiniz ya da 10 dakikada bir geçen servis araçlarını kullanacaksınız. Vaktimiz çok, yürümeyi de severiz dedik düştük yola. Batı tarafında 9 tane gözlem noktası var, dedik ki hepsini tek tek gezelim, günü nerede batıracağımıza karar verelim. Büyük Kanyon’un en güzel izlenebileceği nokta diye bir şey kesinlikle yok. Her bir nokta farklı bir bakış, farklı bir açı sunuyor. Büyük Kanyon o kadar büyük ki, bütün gözlem noktalarını gezseniz bile tam olarak boyutunu sindiremiyorsunuz.
panorama 2
Büyük Kanyonun dibini boydan boya kateden ilk insan olan bilim adamı ve kaşif John Wesley Powell’ın adının verildiği ve bir heykelle onurlandırıldığı Powell Point ve hemen onun yanındaki Hopi Point, ta Büyük Kanyonun içlerine kadar uzanan bir kaya yarım adasının üzerinde bulundukları için 270 derecelik manzaralarıyla oldukça etkileyiciler. Özellikle Hopi Point’in günbatımını izlemek için en doğru yer olduğu geçtiğimiz yüzyıldır park korucuları tarafından söylenirmiş.
12
Biz ise Seda ile özellikle Mojave ve Pima gözlem noktalarını beğendik ve gün batımını bu noktalardan yakaladık. Sonuç oldukça güzel oldu. Bu sene bizi İzlanda’da tanık olduğumuz kuzey ışıklarından sonra en fazla etkileyen şey Büyük Kanyon oldu. İnsan, bu görkemli doğal oluşumun tanığı olduğunda, kendini çok şanslı hissediyor.
14
Akşam yemeği için bir gece önceden rezervasyon yaptırdığımız, Büyük Kanyon Parkının içinde yer alan El Tovar Hotel’in restoranına gittik. Günler sonra şık bir yerde, güzel bir yemek yemeyi hakettiğimizi düşünüyorduk. El Tovar Hotel 1905 yılında buraya tren yolunun gelip turistikleşmesini sağlayan Fred Harvey Company şirketi tarafından kurulmuş. Mimarisiyle ve havasıyla dönemini hala yaşatan çok hoş bir otel. Seda’yla Amerikan usulü kocaman birer biftek yedik. Servis de lezzet de olağanüstüydü. Çıktığımızda gökyüzünde kocaman bir ay vardı, biraz da ay ışığıyla aydınlanmış büyük kanyonu izledikten sonra otelimize döndük. Böylece Büyük Kanyon maceramız da sona erdi.
15
Sabah kalktığımızda, geçtiğimiz haftayı Güney Batı Amerika’nın doğa mucizelerinin huzurunda, tertemiz hava ve bol bol yürüyüşle geçirmenin huzuru içindeydik. Artık biraz şehir yaşamını özlemiştik doğrusu. Arabamıza atlayıp San Francisco’ya giden uçağımıza atlamak üzere Las Vegas’a doğru yola çıktık…
19

Amsterdam Yeme İçme Rehberi

Son güncelleme: 28 Ocak 2017
Geçen gün düşündüm de, Amsterdam’da yaşamaya başlayalı 3-5 sene oldu ama blogumuzda bir tane bile Amsterdam yazısı yok.. Amerika macerasına kısa bir ara verip bu güzel bahar aylarında Amsterdam’a gelecekler için bir yazı yazalım dedik :)
Şimdi kalkıp Amsterdam’ın tarihinden girip müzelerinden ve görülecek yerlerinden çıkmaya kalksak bu yazı çok uzayacak. Eğer aradiginiz oyle bir post’sa sizi sevgili Gokce ve Fatih’in blog yazisina gonderelim, harika tüyolar bulabilirsiniz.. Biz en iyisi blogumuzun da başlıca iki konusundan biri olan yemek temalı bir yazı yazalım, hem de Amsterdam’a yolu düşenlere faydamız dokunsun :)
Bizim Amsterdam’a yolu düşen dostlarımızla paylaştığımız bir mekan listemiz var. Ara sıra listemizi güncelliyoruz, keşfettiğimiz yeni mekanları ekliyoruz. Yalnız şunu baştan belirtmekte fayda var. Bizim listemizde “seçkin” Hollanda mutfağını tadabileceğiniz mekanlar yok. Sebebi de zaten çok kısıtlı bir mutfak olan Hollanda mutfağını pek tercih etmiyor olmamız.. O yüzden Hollanda yemekleri tadacağınız mekanlar arıyorsanız, boşuna vakit kaybetmeyin, hemen google amcaya geri dönün :) Biz genelde Italyan, İspanyol, Meksika, Belçika, Japon yemeklerini ve lezzetli kırmızı et yiyebileceğimiz mekanları tercih ediyoruz. Tabii mutlaka daha denemediğimiz ama yemekleri muhteşem yerler vardır, ama biz bildiğimiz, dostlarımızı gönül rahatlığıyla yönlendirdiğimiz mekanları sizlerle de paylaşmak isteriz. Eğer cocuklu bir aileyseniz, son yazımıza da bekleriz (Cocuklu Aileler icin Amsterdam Rehberi).
Google Maps uzerinde bahsettiğimiz yerleri işaretledik, umarız işinize yarar:
Öncelikle otel kahvaltısını beğenmediyseniz ve güzel bir kahvaltı yapmak istiyorsanız gidilebilecek yerlerden bazıları şöyle:
Lunchcafe Single 404 – Özellikle haftasonu erken saatte gitmekte fayda var, rezervasyon almıyorlar. Sandviçleri çok lezzetli.. (Singel 404)
Dignita – Kahvalti, brunch ve ogle yemegi sunan bu cafede menudeki tum secenekler cok lezzetli. Iceriklerinin yerel mahsullerden ve de serbest dolasan tavuklarin yumurtalarindan olusmasi da cabasi. Iki farkli lokasyonda hizmet veriyor, haftasonlari rezervasyon alinmiyor. Sira beklememek icin erken gitmekte fayda var. (Koninginneweg 218h Vondelpark ve Nieuwe Herengracht 18a Hoftuin)
Sandwichshop Vennington – Ufak, yol üstü bir mekan. Hava güzelken dışarda oturmak keyifli, sandvicleri taze ve lezzetli. Rezervasyon alınmıyor.. (Prinsenstraat 2)
Vinnies – Haarlemmerstraat’da (Dam meydanina yakin) seker bir cafe. Menusu oldukca zengin.. Kahvalti, kek, sandvic, salata ve corbalarda organik urunler kullaniliyor.
Greenwoods – İngiliz kahvaltısı sevenlere şiddetle tavsiye edilir (Keizergracht 465)
De Ysbreeker – Amstel nehri kenarında, geniş iç mekanı ve büyük bir terası olan, taze sandviçler ve enfes tatlılar yiyebileceğiniz bir mekan.. (Weesperzijde 23)
DSC_0017
Cafeler:
Gün ortasında gidilebilecek birkaç cafe seçeneği..
Cafe de Jaren – Kanal kenarında hoş bir terası olan mekan.. Güzel havalarda terasta yer bulmak zor olur ama hemen pes etmeyin, manzara beklemeye değer (Nieuwe Doelenstraat 20)
Jordaan’da çok iyi Hollanda usulü elmalı tart (apple pie) yapan mekan: Winkel 43  (Noordermarkt 43)
Öğlenden sonra canınız pizza mı çekti? Güzel havada kanal kenarında küçük bir banka oturup muhteşem bir pizza yemenin zevki bir başka olur. Jordaan’daki Da Portare Via sizin için doğru adres…
Yoksa canınız hamburger mi çekti? O zaman Amsterdam’ın bize göre en iyi hamburgecisi olmaya aday Lombardo’s u denemeden geçmeyin. Lombardo’s müzeler meydanına çok yakın.. İçerde oturulacak yeri yok ama kapısının önündeki bankta hamburgerinizi afiyetle yiyebilirsiniz..
Hem öğlen yemeği hem de akşam yemeği için uygun harika bir piliç çevirmeci olan Bierfabriek‘i de şiddetle tavsiye ediyoruz. Burada kendi üretimleri olan biraları eşliğinde cok lezzetli bir yemek yiyeceğinizi garanti ediyoruz.. Yerde fıstık konsepti de hoşunuza gidebilir. İçeri girdiğinizde daracık bir girişle karşılacaksınız ancak pes etmeyın be arka tarafa doğru devam edin.. Arkadakı masalar ve alan oldukça geniş ve hatta çocuklu aileler için de ideal..
Eğer Amsterdam’da vaktiniz bolsa, biraz şehirden uzaklaşmak ve Amsterdamlıların gittiği bir mekana takılmak isterseniz Noorderlicht tam size göre (NSDM Straat 102). Merkez tren istasyonundan ücretsiz feribotla 15 dakikalık bir yolculukla karşıya geçip, hangarların arasından kısa bir yürüyüşle buraya ulaşabilirsiniz. Özellikle güneşli ve sıcak havalarda çok keyifli vakit geçirebilirsiniz.
Açık hava pazarları:
Amsterdam’da hem taze sebze ve meyveler, atıştırmalıklar bulabileceğiniz, hem de açık havada alışveriş yapabileceğiniz pazarlar var. Bunların en önemlileri şöyle:
En meşhuru Albert Cuyp Pazarı – Albert Cuypstraat (De Pijp) Organik pazar – Noordermarkt (Jordaan, Noorderkerk yanında) Bit pazarı – Waterlooplein (Stadhuis-Muziektheater kompleksine yakın) Çiçek pazarı – Bloemenmarkt (Singel, Koningsplein ile Muntplein arasinda)
Pazarlar hakkında daha detaylı bilgi ve kuruldukları günler icin buraya tıklayın..
Restoranlar: 
Peki akşam yemek için nereye gitmek istersiniz? Eğer bizim gibi salaş yerlerden hoşlanıyorsanız, size sunabileceğimiz seçenekler şunlar:
De Zotte (Raamstraat 29) – Belçika mekanı. Saat 4te aciliyor. Envai çesit Belçika birası ve güzel yemekleri var.. Genelde akşamlari kalabalık oluyor, erken gitmekte ya da rezervasyon yapmakta fayda var.
Cafe Klos (Kerkstraat 41-43) – Acayip güzel kuzu kolu (lamb shoulder) yapıyorlar, uzun uzun pişiyor, yumuşacık oluyor et.. Rezervasyon yapılmıyor.
Japan Inn (Leidsekruisstraat 4) – Çok iyi suşi yapiyorlar, ızgaraları da harika.. Rezervasyon yapılabiliyor.
Los Pilones (bir Kerkstraat 63, bir de Jordaan’da var) – Enfes Meksika yemekleri, ve margaritaları var. Jordaan’dakinde rezervasyon yapılabiliyor.
Pata Negra – Onlarca İspanyol mezesini (tapas) bir arada bulabileceğiniz bir mekan..
Coco’s Mine (Thorbeckeplein 8) – Avustralya mekanı. Büyük porsiyonlar, fast food tarzında hamburgerler ve snackler. Kanguru eti hiç denemediyseniz işte size fırsat..
Biraz da diğer restoranlardan bahsedelim:
Momo  (Hobbemastraat 1) – Eğer salaş mekanları değil daha trendy yerleri tercih ederim derseniz.. Hele ki füzyon Asya mutfagi severseniz Momo tam size göre. Yerlilerin de popüler mekanı.. Rezervasyon yapılabiliyor.
Castell (Lijnbaangracht 252 – 254) – Eğer iyi kırmızı et yemek isterseniz Castell’i tavsiye ederiz.. Brezilya usulü yumuşacık ve lezzetli biftek yemek için doğru adres..Rezervasyon gerekebilir.
İtalyan yemeği tercih ederseniz, Pasta e Basta‘da canlı müzik eşliğinde sürprizli bir akşam yemeği yiyebilirsiniz :) Eşinizle ve sevdiklerinizle özel bir yemek planlıyorsanız emin olun burası ilk tercihlerinizden biri olmak için güçlü bir aday.. Rezervasyon yapmakta fayda var. (Nieuwe Spiegelstraat 8)
Red (Keizersgracht 594) – Yeri itibariyle hem merkezi hem de kanal kenarında şık bir restoran Red. İki temel menü üzerine kurulu bir konsepti var, ana yemeğiniz ister ıstakoz ister biftek olsun, lezzet açısından pişman olmayacağınız bir restoran. Rezervasyon yapmakta fayda var.
Jaspers (Ceintuurbaan 196) – Yakında Michelin yıldızı alması neredeyse kesin olan bu restorana, hazır fiyatları da kalitesine göre uygunken romantik bir akşam yemeği için gitmenizi tavsiye ederiz. Şef Jasper’in iki haftada bir değişen ve sezonun ürünlerinden özenle hazırladığı yemekleri hem yaratıcı hem de leziz.. Rezervasyon yapmakta fayda var..
İtalyan restoranları konusunda Amsterdam oldukça zengin.. Vasso (Rozenboomsteeg 12-14), Casa di David (Singel 426), ya da Saturnino (Reguliersdwarsstraat 5) tercih edilebilir..
Amsterdam’a gelip Türk yemeklerini özlerseniz de tabii ki ve illa ki Ali Ocakbaşında yemek yemeden gitmeyin. Amsterdam’ın en güzel kanallarında biri olan Herengracht üzerinde ve Rembrandtplein’e çok yakın..
Barlar:
Bo Cinq Prinsengracht 494 (Leidseplein’e yakin). Aynı zamanda av etleri yiyebileceğiniz güzel bir restoranı da var.
Kamer 401  Marnixstraat (Leidseplein’e yakin)
Lux Marnixstraat (Leidseplein’e yakin)
Gece klüpleri:
Escape en meşhuru, Panama ve Trouw gidilebilecek diğer gece klüpleri..
Konser salonu:
Paradiso ya da Melkweg
Siz de mekan tavsiyelerinizi bizimle paylaşırsanız çok seviniriz. Yeni yerler, yeni tatlar denemek bizim hobimiz :) Amsterdam’da keyifli ve lezzet dolu gezmeler dileriz!