Vegan cenneti Amsterdam

Simdi diyeceksiniz ki vegan mi oldunuz? Yok olmadik 😊 Bizim evde Hakan etcidir, bense daha cok otcu. Ege ara sira yer, yedi mi de keyifle yer. Ekin ise bir sekilde et yemeye henuz tam anlamiyla isinamadi, hem de ne kirmizi ne beyaz.. Acaba insan dogustan vejetaryen olabilir mi diye dusunuyoruz ara sira. Zamanla gorecegiz bakalim.

Dedim ya ben daha cok otcuyum diye. Son zamanlarda beslenme seklim ve istegim, vegan olmasa da vejeteryana daha cok yaklasiyor. Sut ve et urunlerini kullanmayi azalttim ve evet Cowspiracy filminin bunda etkisi buyuk. Evet dogaya, cevreye ve surdurulebilir bir yasama verdigim onemin de etkisi hissedilir derecede. Diger yandan yasadigim cilt problemleri ve de vucudumun kirmizi et urunlerine gosterdigi isteksizlik de ustune mum dikince, kacinilmaz bir sonuc olarak beslenme seklim de evrilmeye basladi. Sebze, meyve, tahil ve deniz urunleri agirlikli beslendikce kendimi daha mutlu ve saglikli hissediyorum. Gel gor ki vegan olmaya kendimi henuz hazir hissetmiyorum, bazi aliskanliklar zor birakiliyor ama yesil beslenmeye daha yatkin oldugum kesin 😊 Eh bi de Izmirlilik var serde; bol otlu, zeytinyagli, sebze ve balik agirlikli bir beslenme ile buyuyunce su an bulundugum yer cok da sasilasi bir yer degil 😊

Hal boyleyken restoran secerken illa da menusunde et olsun diye bakmiyorum. Hatta vegan ya da vejetaryen restoranlar ve cafeler denemek cok hosuma gidiyor cunku cogumuzun etsiz olursa birseye benzemez diye dusunebilecegimiz yemeklerin aslinda icerik acisindan ne kadar zengin ve de lezzetli olabilecegini bana gosteriyor. Bu sekilde kendimi hafiflemis hissediyorum, daha mutlu ve de daha saglikli.. Iste bundandir yasadigim sehirdeki vegan ve vejetaryen mekanlari kesfetmekteki istek ve merakim 😊

Butun dunyada zaten cok yaygin bir trend haline geldi veganlik. Brad Pitt ve Natalie Portman’dan tutun da Beyonce’den Miley Cyrus’a kadar bircok unlu isim de veganligi benimsemis durumda. Dogaya, cevreye ve hayvanlarin maruz kaldiklari muameleye karsi bilinc ve hassasiyet arttikca da yayilmaya devam ediyor. Her ulkede Amsterdam’daki kadar cok vegan secenek olsa saniyorum daha cok insan hayvansal gida tuketimini azaltir hatta belki tamamen birakir.

Avrupa’nin en vegan dostu sehirlerinin basinda gelen Amsterdam, vegan ve vejetaryenler icin tam bir cennet. Kafelerde inek sutu yerine, badem sutlu, findik sutlu, soya sutlu ya da yulaf sutlu kahve icmeniz, vegan ve glutensiz kekler yemeniz mumkun. Sehirde her gun yeni bir vegan restoran/cafe aciliyor, mevcut restoranlarin da vegan/vejetaryan yiyecek secenekleri artiyor, cesitleniyor. Bir gun hayvansal gidadan tamamen vazgecersem, Amsterdam’da hic ac kalmayacagim kesin 😊

Simdiye kadar Amsterdam’daki bazi vegan restoranlari deneme sansim oldu. En cok begendiklerimi ve de yakinda denemeyi dusunduklarimi sizlerle de paylasmaktan zevk duyarim 😊

Meatless DistrictKahvalti, ogle ve aksam yemegi icin ziyaret edilebilir. Cikolata ve muzlu tostu, MD Burger’i, vegan sezar salatasi, ve  patatesi yemenizi siddetle tavsiye ederim. Yemekler 100% vegan ve organik, ve genellikle ev yapimi. Butun yemekler o kadar lezzetli ki, gercekten burasi vegan mi diye dusunebilirsiniz, evet hersey ama hersey bitkisel icerikli..

Bilderdijkstraat 65-67, Amsterdam 

MD

DopHert: Westerpark’a yakin Spaarndammerbuurt’deki bu kucuk ama sevimli kafenin muhtesem kekleri, lezzetli sandvicleri ve hamburgerinden hangisini denerseniz deneyin, bu lezzet soleninin aklinizi basinizdan alacagina eminim! Siparisinize tatli patates kizartmasini da eklerseniz, sizi kendine hayran birakacagi garanti 😉 Kahvalti ve oglen yemegi icin haftanin 6 gunu acik (Sali haric), Persembe, Cuma ve Cumartesi aksamlari da aksam yemegi servisi yapiliyor.

Spaarndammerstraat 49H, Amsterdam 

dophert

Mr. & Mrs. Watson: Veganlar ve peynir asiklari icin bicilmis kaftan bir mekan burasi. Burada hersey 100% vegan: ananas derisiyle kapli koltuklardan tutun da Fransiz fistigindan rokfor ve brie’li “peynir” tabagina kadar..Uzeri surpriz lezzetlerle dolu Watson turtasini (tatli degil tuzlu) ve de fistik ezmeli ve cikolatali brownie’yi denemeyi ihmal etmeyin 😊

Linneauskade 3H, Amsterdam 

mr and mrs

Spirit: Amsterdam’in dogusunda yeni acilan bu café/restoranda dilerseniz tek basiniza, dilerseniz cocuklariniz ve/veya arkadaslarinizla saatlerce vakit gecirebilirsiniz. Organik agirlikli bufesinde vegan bircok yemek, corba, atistirmaliklar ve tatlilar var. Cocuklar icin ayrica bir oyun kosesi var. Hem ferah hem de keyifli bir mekan.

Czaar Peterstraat 2a, Amsterdam

spirit2

Juice Brother x Van Leeuwen: Super saglikli meyve sulari, vegan salatalar ve atistirmaliklardan sonra bir de vegan dondurmaya kim hayir diyebilir 😊

Haarlemmerplein 43, Amsterdam 

juice

Vegan Junk Food Bar:  Overtoom ve Pijp olmak uzere iki farkli semtte subesi olan bu vegan bar, musterilerine birbirinden lezzetli atistirmaliklar, salatalar, vegan ‘kofte’ (bitterballen), vegan hamburger hatta vegan mayonezli tatli patates kizartmasi sunuyor.

Staringplein 22, Amsterdam 

Beter en LeukEn kisa zamanda, bir pazar sabahi vegan brunch’ini denemeyi dusundugum Beter en Leuk’te envai cesit tatlilar, corbalar ve sandvicler var. Ve tabii ki hepsi biyolojik ve saglikli. Amsterdam’in dogusundaki mekan, haftanin her gunu sabah 8.30/9.30’dan aksam 5e kadar acik.

Eerste Oosterparkstraat 91, Amsterdam 

beter en leuk

VegabondLeliegracht uzerindeki bu sevimli café guleryuzlu hizmeti ve leziz yiyecek ve icecekleri ile sehrin gobeginde kucuk bir vegan cenneti.

Leliegracht 16, Amsterdam 

vegabond

D&A Hummus Bistro: Bir vegan / vejetaryenin hayatinda humus olmazsa olmaz, biz de ailecek cok severiz. Bu kucuk ama sevimli humuscu Amsterdam’in Jordaan mahallesinde, ve de cok popular bir mekan. Ortami keyifli, yemekleri cok lezzetli ve servisi de guleryuzlu. Ustune ustluk Amsterdam fiyatlarina gore fiyatlari da gayet uygun. E hadi oyleyse, hep birlikte humus yemeye 😊

Westerstraat 136, Amsterdam

humus

Amsterdam’in vegan ve vejetaryen restoran ve cafeleri saymakla bitmez. Daha kesfedilecek cok mekan var. Yeter ki isteyin, yeter ki deneyin.. Bakin sizi nasil sasirtacaklar 😊

Reklamlar
Amsterdam, Genel, Mekan içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Yine Scarlett yine Hooft yine Graafland

Bundan tam 5 sene once Huis Marseille Fotograf Muzesinde ilk kez buyuk capli bir sergi gerceklestiren Scarlett Hooft Graafland‘in bu yil yine harika bir fotograf sergisi duvarlarini susluyor ayni muzenin. Gectigimiz 5 sene icersinde uluslararasi fotograf dunyasinda adindan cokca soz ettiren Scarlett’in fotograflari Kanada, Bolivya, Peru. Guney Kore ve Isvec’te sergilendi.

Bu yilki yeni serginin adi Senin Gibi Kiyilar (Shores Like You). Ismini Baudelaire’nin unlu siiri “L’invitation au voyage” yani Yolculuga Davet’den esinlenerek alan sergi yine muhtesem doga manzaralarini, yerli halkin destegini ve fotografa katilimini ve de dusunduren kompozisyonlari barindiyor bunyesinde.

Look Cook Look – Vanuatuscreen-shot-2016-11-07-at-14-02-39

Scarlett’in agaclara olan duskunlugu onu hakkinda ilginc hikayeler anlatilan agaclarin pesinde uzak diyarlara suruklemis. Agaclara olan tutkusu cocuk yaslarinda baslayan Scarlett’in bu sevgisinin bir diger nedeni de agaclarin sessiz bir sekilde zamana ve tarihe taniklik etmis olmalari. Yemen’e yakin Socotra adasindaki Ejderha Kani Agaci, Isvec’te bulunan dunyanin en eski agaci kabul edilen Yasli Tjikko ve sadece Yeni Kaledonya’da yetisen Araucaria Columnaris adli kozalakli agac yolculuklarinin rotasini belirlemis.

Dragon Blood Tree – Socotra/Yemenscarlett

Bu agaclardan sonuncusunu 18.yuzyil kasiflerinden James Cook’un bir kitabinda okuyan Scarlett, James Cook’un agaci daha yakindan gormeye calisirken gemisinin mercan kayaliklarina carpmasi ve batmasindan etkilenip, merakini gidermek icin ta Yeni Kaledonya’ya gitmis, ancak burasini cekim yapmak icin yeterince otantik bulmamis. Onun yerine Pasifik’teki Vanuatu takim adalarindaki bir baska adaya, Maskelyne’e gitmis fotograf cekimleri icin. Gittigi yerde tesaduf eseri James Cook‘u 1774 bu adada agirlayan ve sonra da batan gemisinin replikasini yapan ailenin fertleriyle tanismis, tabii Resolution adli bu gemiyi de kompozisyonlarina dahil etmis.

Resolution – Vanuatuscreen-shot-2016-11-07-at-13-33-46

Kompozisyonlarinda hem dokunulmamis, bozulmamis diyarlarin dogal guzelligini hem de guncel evrensel sorunlari ustalikla birlestiriyor Scarlett. Colun ortasinda baslarini beyaz yerine pembe uzun bir sal ile kapayan biyikli Dubai’li adamlar, bir yandan yasadiklari toplumda sadece kadinlarin baslarini ortmesi gercegi ile tezat olustururken, diger yandan kullandiklari salin aynisi bir baska resimde kullanildiginda (Isvec’te yosun kapli bir kayaya sirtini dayamis gocmen bir adamin basinda) bugunun multeci krizine de gondermede bulunuyor.

Dunes Like You – Dubaiscreen-shot-2016-11-07-at-13-33-13

Touching Base – Isvecscreen-shot-2016-11-07-at-13-33-57

Scarlett’in uzun arastirmalara dayali fotograflarinin basarisindaki bir diger etmen ise yerli halkin fotografciya verdikleri destek. Yerliler ile kurdugu karsilikli guvene dayali iliskiler sayesinde onlardan konaklama, rehberlik ve modellik destegi alan Scarlett, bazen onlardan kendi fotografini cekmeleri konusunda da yardim almis.

Scarlett’i yakindan takip etmeye devam edecegim cunku biliyorum ki umut vaadeden, adindan daha cok soz ettirecek olan basarili bir fotografci o. Orjinal adiyla Shores Like You sergisi 4 Aralik 2016 tarihine kadar Amsterdam Huis Marseille muzesinde gorulebilir.

Simdiden iyi seyirler.

 

Amsterdam, Fotoğraflar, Genel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

Cocuklu Aileler icin Amsterdam Rehberi

Onumuzdeki Mayis ayinda 3-4 gunlugune cocuklariyla Amsterdam’a gelecegini soyleyen ve bana cocuklarla Amsterdam’da neler yapilabilecegini soran bir arkadasim vesilesiyle detayli bir “Cocuk Dostu Amsterdam” listesi yapma sansim oldu. Hazir boyle bir liste yapmisken Amsterdam’a yolu dusen diger cocuklu ailelere de bir faydamiz dokunsun dedim. Tabii her zamanki gibi bizim icin de gorsel ve yazili bir hafiza olacak bu liste; boylece ‘bugun ne yapsak’ diye dusunup aklimiza birsey gelmediginde ona danisabilecegiz..

Oncelikle Amsterdam gercekten cok cocuk dostu bir sehir, yapilacak bir suru sey var.. Amsterdam’a baharda ya da yaz aylarinda yolunuz duserse buyuk ihtimalle acik havada vakit gecirmek istersiniz (hava durumu el verdigi surece). Ancak hava yagmurlu olursa ya da sonbahar/kis aylarinda gelecek olursaniz gidilebilecek bircok cocuk dostu kapali mekan da var.

Amsterdam Yeme Icme Rehberi adli yazimizda oldugu gibi bu yazi icin de onerilerimizi Amsterdam haritasi uzerinde gostermenin daha guzel ve pratik olacagini dusunduk. Buyrun efenim.. Detayli aciklamalar ise asagida..

 

Bot turu: Amsterdam’a daha once hic geldiniz mi bilmiyorum ama gelmediyseniz ya da daha once yapmadiysaniz kanallarda yapacaginiz bir bot turu hem sizin hem de cocuklarin hosuna gidecektir.

Vondelpark: Sehrin ortasinda kocaman bir park. Hava guzelken cok keyifli oluyor orda gezmek, bisiklete binmek, piknik yapmak.. Amsterdam’a gelirken parkta uzerine oturabileceginiz bir ortu getirmenizi tavsiye ederim. Vondelpark icinde ayrica cocuklar icin bircok park var; en guzelleri Groot Melkhuis (café + oyun parki) ve cocuk havuzlu park (hava sicak oldugunda cocuklar o havuza giriyorlar, bir karis suda cilginlar gibi egleniyorlar). Groot Melkhuis’da her carsamba ogleden sonralari saat 2 ile 4 arasi 4 yas ustu cocuklar icin sanatsal aktiviteler duzenleniyor, 5 Euro karsiliginda katilabilirsiniz, katilim herkese acik.

groot melkhuis

Eger Vondelpark’in kuzeyine kadar giderseniz orada da bir café icersinde cocuklarin oynayabilecegi kum havuzu var, adi Vondeltuin. Burasi da lokaller arasinda cok populer bi mekan.

vondeltuin

Bisiklet Kiralama: Cocuklarla bisikletle gezmeye alisik misiniz bilmiyorum ama Amsterdam’da cocuklari da tasiyabileceginiz Bakfiets’lerden bir tane kiralayabilirsiniz. Bakfiets onunde kasasi olan bir bisiklet. Iki ve uc tekerlekli cesitleri var. Iki tekerlekli ilk etapta zor gelebilir, o yuzden 3 tekerlekli olani tavsiye ederim. Bakfiets size buyuk ve agir gelirse ve de eger cocuklariniz 9 aydan buyukse alternatif olarak Mamafiets (onde ya da arkada cocuk koltugu oluyor) bisikletlerle de gezebilirsiniz.. Bisikletcide mamafiets yoksa, onde (bebekler icin) ve arkada (cocuklar icin) ozel cocuk koltugu takilmis normal bisikletler de ayni islevi gorecektir. Black Bikes, Amsterdam’daki bisiklet kiralama sirketlerinden bir tanesi..

fiets-met-kinderzitje-voor

Bisikletle gezmek hem cok keyifli hem de size rahatca gezme imkani sunar. Bisiklet yollari sehrin her yerinde var ve genel olarak cok guvenli. Bisikletle once biraz pratik yapmanizi tavsiye ederim parklarda ya da bos sokaklarda, boylece aktif trafikte daha rahat gidersiniz. Saga sola donerken elinizle/kolunuzla donusunuzu isaret etmeniz gerek. Bisiklet yollarinda da duraksama yapmayin, eger yolda ne tarafa gideceginiz konusunda kararsiz kalirsaniz kenara cekip aranizda konusun.. Benden size tavsiye ;)

Jordaan’daki organik pazar (Noordermarkt) ailecek hepinizin hosunuza gidebilir, cumartesi gunleri kuruluyor. Noorderkerk kilisesinin onunde kucuk bir oyun parki da var. Hemen yakinlarindaki Winkel 43 adli cafede de elmali turta yemeyi ihmal etmeyin.

Artis Hayvanat bahcesi cocuklar icin cok eglenceli bir yer. Amsterdam’in dogusunda.. Ulasim tramvayla yapilabilir. Oldukca buyuk bi hayvanat bahcesi, bir tam gune yakin orada gecirmeniz mumkun. Ama tabii yarim gun gezip cikabilirsiniz de.

Westergasfabriek’te yaza dogru bir suru aktivite/festival oluyor. Gelmeden once bakabilirsiniz internetten. Buraya da tramvayla ulasim oldukca kolay. Festival yoksa bile restoranlar ve cafeler var ve her daim acik.. Ayrica buyuk bir oyun parki var; kucuk cocuklar icin ayri, buyuk cocuklar icin ayri iki bolumden olusan.. Her ikisi de cok guzel. Yine burada bir tane cocuk ciftligi var, cocuklar iceri girip hayvanlari sevebiliyorlar, besleyebiliyorlar.

Westergasfabriek playground  Kinderboerderij-Westergasfabriek

Sehrin biraz dogusunda Roest diye bir plaj var, cocuklar kumlarda oynarken (denize girilmiyor, yapay bir plaj, cocuklar icin guvenli) siz gunesin ve guzel havanin keyfini cikarabilirsiniz…

amsterdam roest

Kapali mekanlara gelecek olursak:

Nemo Bilim muzesi: Burasi tam cocuklara gore bir muze. Hava guzel olsa dahi bence cocuklarla mutlaka gitmeli.. Terasindan da guzel bir Amsterdam manzarasi izleyebilir, guzel vakit gecirebilirsiniz.

Nemo

Halka acik kutuphane, OBA (Nemo’nun hemen arkasinda); herkese acik, ucretsiz. Alt katta kocaman bir cocuk kitaplari bolumu var.. Kutuphanenin disinda zemin katta uygun fiyatli ve lezzetli Italyan yemekleri yapan Vapiano ve kutuphanenin icinde en ust katta da bircok yemek cesidi bulabileceginiz lezzeti de fena olmayan La Place adli restoran var.

oba amsterdam

Van Gogh Muzesine (Muzeler meydaninda) giderseniz orada cocuklar icin sanatsal aktiviteler duzenliyorlar.. Internet sitesinden bakip onceden rezervasyon yapabilirsiniz. Biletleri de onceden internetten almanizda fayda var cunku artik muzeye randevuyla aliyorlar.

Muzeler meydanindaki bir baska onemli muze olan Rijskmuseum‘un da cocuklu (6+) aileler icin her gun 4.00-15.00 arasinda duzenledigi ozel turlari sayesinde cocuklarinizin sanat askini pekistirebilirsiniz. Bu turlar icin en az iki hafta oncesinden rezervasyon yapmanizda fayda var.

Cocuklar icin ilginc olabilecek bir baska muze de Amsterdam Muzesi. Muzeye ev sahipligi yapan bina 400 yil boyunca Amsterdam’in Sehir Yetimhanesi olarak gorev yapmis. Muze, icindeki Kucuk Yetimhane (The Little Orphanage) ile kucuk ziyaretcilerini o zamanlara goturup yetimhanedeki yasami tum duyulariyla deneyimleyebilmelerini sagliyor. Muzede ayrica 4+ cocuklar ve aileleri icin ozel duzenlenen aile turlarina katilabilirsiniz.

het_kleine_weeshuis

Denizcilik Muzesi: Hollanda’nin denizcilik tarihini merak ediyorsaniz (ki kendileri bundan cok gurur duyarlar:) bu muze tam size gore! Bu muzede 18.yuzyildan kalma bir geminin replikasini cocuklarinizla zevkle gezebilirsiniz. Hangi cocuk gemide kaptancilik oynamayi sevmez ki? Ayrica ‘gemide hayat nasil olur?’ adli bir cocuk oyunu/test de hazirlamislar, cocuklar testteki sorularin cevaplarini bulurken hem ogreniyorlar hem de egleniyorlar.

maritime museum

Eger vaktiniz ve firsatiniz olursa Tropenmuseum (Amsterdam’in dogusunda) de bir baska cocuk dostu muze olarak ziyaret edilebilir.

Biraz da spor.. Merkez kutuphanenin (OBA) az ilersinde bir tirmanma merkezi var, de Klimmuur, 4+ yas cocuklar icin. Ailecek hem spor yapip hem de eglenebilirsiniz. Her ayin ilk carsambasi saat 1 ile 5 arasi 4-12 yas arasi cocuklar icin ozel egitim veriliyor.

de Klimmuur

Gelelim sehir merkezindeki cocuk dostu cafelere: 

  • Blender: Burasi bir konsept mekan. Iceride hem cocuklar icin oyuncak, kiyafet satan bir dukkan, hem bir cafe, hem de arka tarafta cocuklar icin oyun alani var. Siz kahvenizi icerken cocuklariniz arkadaki oyun alaninda oynayabilir.
  • Kinderkookcafe: Vondelpark icinde kucuk bir cafe. Her ayin ilk cumartesi gunu cocuklara yemek yapmayi ogretiyorlar.
  • Pancakes! Amsterdam: Burasi kucuk bir mekan, ama turistler arasinda cok populer, cocuklara karsi da cok ilgililer. Nine Streets (Jordaan) bolgesinde. Krepler cocuklarin da yetiskinlerin de hosuna gidebilir, kahvalti ya da oglen yemegi icin tercih edilebilir. Sonrasinda da civardaki kucuk butikler, dukkanlar ziyaret edilebilir.
  • Yine sehir merkezinde, oldukca da turistik bir mekan olan Carrousel Pannenkoeken adli krepci, cocuklariniz mekanin tam ortasindaki atli karincaya binerken size de biraz soluklanma imkani sunacaktir.  
  • Cafe De Jaren: Muntplein’e yakin, kanala bakan guzel bir terasi var. Teras cocuklar icin cok ideal olmayabilir guvenlik acisindan, ama ic mekan oldukca genis ve cocuklarla rahat edilebilir.
  • Dam meydanindaki Bijenkorf alisveris merkezinin en ust katinda yine La Place restorani var, yemekler muhtesem olmasa da bircok cesit var ve idare eder.. Cocuklarla rahat oturulup yemek yenilebilir.
  • Sehir merkezinden birazcik disarida ama Amsterdamlilar arasinda oldukca hip bir mekan olan De Hallen‘i da vaktiniz olursa tavsiye ederiz. Eskiden bir tramvay deposu olarak kullanilan bu mekan restore edildikten sonra bir sanat, kultur ve eglence merkezi haline geldi. Burada da zaman zaman lokal urunler pazari kuruluyor. Icinde bircok yerli restoranin standlarinin oldugu buyuk bir yemek holu, dukkanlar ve sanat evi var. Bir de Belcampo adli cafe var ki burasi da cafe+cocuk alani olmasi sebebiyle lokaller arasinda cok populer. Cafenin hemen arkasi da yine bir kutuphane.

Cocuklar icin alisveris yapmak isterseniz bu linkten bulundugunuz yere yakin dukkanlari bulabilirsiniz.

Velhasil, Amsterdam cocuklarla rahatlikla gelinip gezilebilecek bir sehir.. Hem guzel havada hem de yagmurlu ve soguk havada yapilabilecek bircok aktivite, gezilebilecek bircok yer var. Umarim hazirladigimiz bu rehber cocuklarinizla Amsterdam’da guzel vakit gecirmenizde faydali olur. Iyi eglenceler!

Amsterdam, Genel içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Italyan Usulu Tiramisu Tarifi

Bizim evin en favori tatlisidir tiramisu.. Yapilisi kolay, yemesi olaydir :) Ama bastan pesin pesin uyaralim. Hazir pasta keki ve labne peyniri ile yapilan bir Tiramisu tarifi ariyorsaniz, google’da cikan diger sonuclari degerlendirin derim, bu tarif aslina uygun olarak yapilan bir Italyan Tiramisu tarifidir sevgili tiramisu severler :) DSC_3781 Tarifin kendisini Italyan Yemek Safarisi adli bir tv programinda izledik ve ilk denememizde bayildik bayildik.. O gun bugundur baska Tiramisu tarifi aramayiz, bilmeyiz, yapmayiz.. Bu tarifin bol bol tarafimizdan denenmisligi vardir, o acidan rahat olun.. Yeter ki tum malzemeleri usenmeyin alin, ve merengi tarife uygun yapin; gerisi cooook kolay.. Blogumuzdaki yemek tarifleri icin video cekmeye basladigimizdan beri yakin cevremizden ve takipcilerimizden cok olumlu tepkiler geldi. Biz de bu tarife amator bir video cekip, duzenledik. Umariz hem videomuzu hem de tarifimizi begenir, bol bol tiramisumuzu kendinize ve sevdiklerinize yapar afiyetle yersiniz! Not: Videoyu aslen gecen sene bu zamanlarda (Ege’nin bir oglen uykusunu firsat bilerek) cekmis olmamiza ragmen ancak firsat bulup son haline getirebildik. Fotograflardaki bu kucuk bebek su an nerdeyse iki yasinda :) DSC_3795 Tiramisu Tarifi

Hazirlama suresi – 45 dk
Pisirme suresi – 15 dk
10-12 kisilik

Malzemeler

  • 3 yumurta sarisi
  • 60g pudra sekeri
  • 500g mascarpone peyniri
  • 20-30 kedidili biskuvisi
  • 1 litre sicak espresso kahvesi
  • 100 g bitter parca cikolata
  • Toz kakao

Italyan mereng icin 

  • 100 ml su
  • 250 g seker
  • 125 ml yumurta beyazi (4–5 yumurtadan)

Hazirlanisi

  • Once 3 yumurtanin sarisi ile beyazini tertemiz iki farkli kaba ayirin. Sarilarin oldugu kaba pudra sekerini ilave edip, blender ile yuksek hizda karistirin, ta ki matlasip koyulasana kadar.  Uzerine mascarpone’yi ilave edip blenderla orta hizda karistirin, malzemeler birbiriyle homojen olarak karisana kadar (cok uzun karistirmamaya dikkat edin yoksa mascarpone dagilabilir). Karisimi bir kenara ayirin.
  • Merengi yapmak icin; cok temiz, yagsiz bir sos tavasina suyu koyun ve yavasca sekeri ilave edin, tum sekerin islanmasini saglayin. Orta ateste isitmaya baslayin ta ki serbetiniz soft-ball stage denilen ve 112 C’ye tekabul eden sicakliga ulasana kadar. (Ek bilgi olarak buna soft-ball stage denmesinin sebebi ve nasil anlasildigina gelecek olursak; cok az miktarda serbeti soguk suda attiginizda onu elinizle top sekline getirebiliyorsaniz iste soft ball stage buna denir)
  • Diger bir kapta bekleyen 3 yumurta beyazina 4. yumurtanin da beyazini ekleyin ve yuksek hizda blenderla karistirin, ta ki blenderin cirpma tellerini kaldirdiginizda kucuk orta boy tepecikler olusana kadar.. Bu ne bicim tarif diyorsaniz videodan fikir alabilirsiniz, iste videolu tarifin faydalari :) Bi yandan blenderla cirpmaya devam ederken diger yandan 112C’ye kadar kaynayan sicak serbeti incecik bir oluk halinde bu karisima ilave edin. Karistirmaya merenginiz soguyana kadar devam edin.
  • Soguyan merengi mascarpone karisimina ilave edin. Bir kenara ayirin..
  • Kedidili biskuvileri sicak kahvenin icine 1-2 kez sokup cikarin, hafifce nemlendirin. Biskuvileri hafifce birbirine bastirarak fazla kahvesini alin (biskuvilerin kahveyi tamamen emmemesi gerek, kahveyle islattiktan sonra ortalarinda hic kahve degmemis yerler hala kalmali). Biskuvileri buyuk bir cukur kaseye ya da tercihe gore cam firin kabina tek sira halinde, kabin her tarafini kapatacak sekilde dizin.
  • Biskuvilerin uzerine parca cikolatalari serpin ve mascarpone karisiminin ucte birini (derin kaptaysa) ya da yarisini (yayvan kaptasa) uzerlerine surun. Uzerine yine kahveyle nemlendirilmis biskuvileri, parca cikolatalari ve mascarponeyi bir kat daha gecin. Eger derin kap kullaniyorsaniz ayni kattan bir tane daha hazirlayip en uste kalan mascarponeyi duzelterek surun.
  • Hazirladiginiz tiramisuyu en az 2 saat (kesilebilecek kivama, sertlige gelene kadar) buzdolabinda dinlendirin.
  • Servis etmeden hemen once uzerine toz kakao ya da varsa cekilmis kahve serpin.

Afiyet olsun! tiramisu by thekitchencrashers.com

Genel, Tarifler içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 7 Yorum

Ali Ocakbasi Amsterdam

Kac yil gecti aradan ayri gayri, bitsin artik bu hasret bulusalim gayri… sarkisiyla herkese tekrar merhaba :)
Son blog yazimizi ailemizin yeni uyesi gelmeden bir ay once yazmisiz, hamileligimin tam 36. haftasinda. E iste ondandir bu kadar uzun suredir blogdan ayri kalisimiz.. Sebebi hayirli, cok tatli, cok boncuk bir erkek cocugu. Neredeyse 2 yasina girecek; bebeklik aylarini atlattik, haliyle biraz da rahatladik. Oyleyse hadi madem, blogumuza kaldigimiz yerden devam edelim. Insallah bundan sonra arayi cok acmayiz :)
Gecenlerde Amsterdam’daki Turk restoranlarina harika bir yenisi eklendi, adi Ali Ocakbasi. Kebabin en hasini, en lezzetlisini arayanlar icin ideal mekan. Aslinda sadece kebap icin degil, iyi et yemek icin de harika bir restoran. Ustelik yeri de cok merkezi, Utrechtsestraat ile Herengracht’in kesistigi yerde, Rembrandtplein’in hemen arkasi. Yerinin merkezi olmasi sebebiyle ozellikle cuma ve cumartesi aksamlari rezervasyonsuz gitmek sizi hayal kirikligina ugratabilir, masa bulamayabilirsiniz. Mutlaka rezervasyonunuzu yaptirin onceden.
Yemeklerine kisaca deginecek olursak.. Saslik, fistikli kebap ve kusneme bizim ana yemeklerde favorilerimiz. Yesil salatasi cok guzel. Tatlilardan da kunefe ile peynirli irmik helvasi kacmaz..
Ali Ocakbasi’nin ortaklari benden restorani fotograflamami rica ettiler, ben de seve seve cektim. Umarim sizin de istahinizi kabartir, ve yolunuzun Ali Ocakbasi’na dusmesine vesile olur.
Facebook sayfasi icin buraya tiklayin..

DSC_6723

DSC_6712     DSC_6356     DSC_5932

DSC_6528

DSC_5865

DSC_6573

DSC_6215

DSC_6557      DSC_6592

DSC_6224

DSC_6041     DSC_6063     DSC_5998

DSC_6665    DSC_6689

Afiyet olsun!
Amsterdam, Fotoğraflar, Genel, Gezi / Seyahat, Mekan içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | 9 Yorum

Harika bir Yaz Yemeği: Keçi Peynirli Kabak Graten

Uzun zamandır ara verdiğimiz blogumuza yepyeni bir tarifle geri dönüyoruz. Sizi bilmem ama ben her türlü kabak yemeğini çok severim, mücverinden tutun da kabak dolmasına, kabak çiçeği kızartmasından klasik yoğurtlu kabak yemeğine kadar. Bu sefer farklı ve pratik bir kabak yemeği denemeye karar verdik. Taze otlu, keçi peynirli, tam da yaza uygun fırında kabak graten.. Başladık malzemeleri hazırlamaya:
DSC_0217
Malzemeler:
200 ml crème fraiche (krema)
Bir tutam taze maydanoz (güzelce doğranmış)
Bir tutam frenk soğanı (yoksa taze kekik, fesleğen koyabilirsiniz)
Bir tutam taze çekilmiş muskat
55 gr kaşar peyniri
1 kg kabak, ince halkalar halinde doğranmış
120 gr yumuşak keçi peyniri
Deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber
Hazırlanışı:
Fırını önceden 190 dereceye ısıtın.
Bir kaseye kremayı, maydanozu, frenk soğanını (ya da diğer yeşil yapraklı taze otları), muskati, tuz ve karabiberi koyup, hepsini güzelce çırpın. Kaşar peynirinin de yarısını ilave edin.
İnce dilimler halinde kestiğiniz kabakların yarısını tereyağı ile yağladığınız 24cm çapındaki fırın tepsisine guzelce dizin ve üzerine kalan kaşar peynirini serpiştirin. Biraz tuz ilave edin.
Üzerine kalan kabakları da dizip biraz daha tuzlayın. Ardından, hazırlamış olduğunuz kremalı karışımı kabakların üzerine güzelce yayın. Son olarak keçi peynirini ufalayarak en üste serpiştirin.
Fırında yaklasık 30-40dk üzeri kızarana kadar pişirin. Yanında karışık salata ve taze çıtır ekmekle hemen servis edin.
İşte bu kadar pratik! İnanın bir o kadar da lezzetli. Şimdiden hepinize afiyet olsun.
DSC_0223
Genel, Tarifler içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

Güneybatı Amerika Finali: Büyük Kanyon

Page’den Büyük Kanyon, Amerika’daki bütün mesafeler gibi, oldukça uzak. Biz Page’den aşağıya indiğimiz için Büyük Kanyon’un en sık kullanılan güney girişinden değil, 40km uzaktaki doğu girişinden girdik. Kış olduğu ve hava erken karardığı için aslında doğu kapısından girmemiz bizim için şans oldu. Bu kapıdan girince, kanyonun ortasındaki Grand Canyon Village’a kadar birçok gözlem noktası var. Bu noktalar genelde terste kaldıkları için daha az uğrak noktalar ama en az diğerleri kadar güzeller.
Desert View
Kapıdan girdikten sonra arabamızı ilk kenara çektiğimiz nokta Desert View oldu, burası doğudan giren ziyaretçilere Büyük Kanyon’un ilk görüntülerini sunuyor. Büyük Kanyon dünyanın 7 doğa harikasından biri. Burası gerçekten de doğanın bizlere en büyük armağanlarından, yer yüzünün milyonlarca yıllık hikayesini katman katman anlatıyor. Amerika kıtasının jeolojik tarihinin neredeyse bütününe bu yarıktan bakabiliyoruz.
panorama 1
Bu topraklarda bir zamanlar bulunan okyanustan kalma deniz canlısı fosilleri de var, 10binlerce yıl sonra aynı yerde oluşmuş yağmur ormanlarının da izi var, şu anki çöl halinin de. Büyük kanyon hem kıta kaymalarının, hem de Kolorado Nehri’nin toprağı aheste oymasının sonucunda bugünkü haliyle karşımızda. Hala her gün biraz biraz değişiyor, büyüyor. Her katmanda sarının, kırmızının, toprağın bambaşka renklerini önümüze getiriyor.
10
Desert View Point’teki bir diğer güzellikte 1932’de mimar Mary Colter tarafından, Kızılderili geleneklerinin etkisinde inşa edilmiş tarihi gözetleme kulesi. Kule hem tepesinden harika bir manzara sunuyor. Hem de kullanılan doğal taşlar sayesinde çevresiyle müthiş bir uyum içinde tarihe tanıklık ediyor.
 20  _DSC4485  _DSC4683
Burada epey vakit geçirip fotoğraflar çektikten sonra sırasıyla Navajo Point, Moran Point ve Grandview Point’te de bambaşka açılardan Büyük Kanyon’u izleme şansı bulduk.
Grand Canyon Village’a, 1800lerin sonunda Büyük Kanyon turistikleşmeye başladıktan sonra kurulmuş parkın içindeki merkezi köye, vardığımızda hava artık kararmaya başlamıştı. Güney kapısından çıkıp otel ayarladığımız Tusayan’a doğru yola çıktık.
18
Tusayan’da otelimize gitmeden son olarak, National Geographic Ziyaretçi Merkezi’ndeki 3D IMAX salonunda Büyük Kanyon’la ilgili üç boyutlu bir belgesel izledik. Büyük kanyon ziyaretimiz için harika bir başlangıç oldu. Kanyonun keşfinin tarihi, jeolojik önemi vesaire birçok konuyu çok keyifli bir şekilde anlatan güzel bir kısa filmdi. Film çıkışı abur cubur bir şeyler atıştırıp otelimize giriş yaptık. Sonra da güzel bir uykuya daldık. Tabii ki Seda bizi sabah erkenden kaldıracaktı, Büyük Kanyon’da gün doğuşunu görmemiz şarttı;)
11
Sabah, yorgunluğumuzdan olacak, istediğimiz kadar erken uyanamadık. Bir şeyler atıştıralım falan derken zaten Büyük Kanyon’a vardığımızda güneş neredeyse doğmak üzereydi. Asıl hedefimiz merkez köyün doğusunda bulunan, ve gün doğumu için bize özellikle tavsiye edilen Yaki Point’e gitmekti. Baktık yetişemeyeceğiz, kanyonun en uğrak gözlem noktası olan, otoparklara da yakın Mather Point’e bir an evvel kurulmaya karar verdik.
9
İyi ki de böyle yapmışız. Pespembe gündoğumu buradan olağanüstü gözüküyordu. Öğlene doğru turist otobüslerinin uğrak yeri olduğu için Mather Point sevimsizleşebiliyor. Sabahın ilk ışıklarında ise daha çok fotoğraf sevdalılarının sessiz bekleyişi içinde adım adım yükselen güneşin aydınlattığı Büyük Kanyon’un duvarları eşsiz bir güzellik sunuyordu.
panorama 3
Güneşi de doğurmuşken gidip artık karnımızı tam anlamıyla doyuralım, ve gün boyu yapacağımız batı yamacı trekkingi için biraz erzak depolayalım dedik. Yemeğimizi yerken çalışanlarla biraz sohbet etme şansımız oldu, Bulgar bir çocuk geçtiğimiz birkaç yıldır burada yaşıyormuş, bir yandan fotoğraf çekiyor bir yandan da ekmek parası için restoranda çalışıyormuş. Birçok kitapta fotoğrafları kullanılmış, ondan bugünkü yolculuğumuz için birkaç fotoğraf tavsiyesi aldıktan sonra yola koyulduk.
16
Batı yamacı yoluna araba giremiyor. İki şansınız var, ya yürüye yürüye gezeceksiniz ya da 10 dakikada bir geçen servis araçlarını kullanacaksınız. Vaktimiz çok, yürümeyi de severiz dedik düştük yola. Batı tarafında 9 tane gözlem noktası var, dedik ki hepsini tek tek gezelim, günü nerede batıracağımıza karar verelim. Büyük Kanyon’un en güzel izlenebileceği nokta diye bir şey kesinlikle yok. Her bir nokta farklı bir bakış, farklı bir açı sunuyor. Büyük Kanyon o kadar büyük ki, bütün gözlem noktalarını gezseniz bile tam olarak boyutunu sindiremiyorsunuz.
panorama 2
Büyük Kanyonun dibini boydan boya kateden ilk insan olan bilim adamı ve kaşif John Wesley Powell’ın adının verildiği ve bir heykelle onurlandırıldığı Powell Point ve hemen onun yanındaki Hopi Point, ta Büyük Kanyonun içlerine kadar uzanan bir kaya yarım adasının üzerinde bulundukları için 270 derecelik manzaralarıyla oldukça etkileyiciler. Özellikle Hopi Point’in günbatımını izlemek için en doğru yer olduğu geçtiğimiz yüzyıldır park korucuları tarafından söylenirmiş.
12
Biz ise Seda ile özellikle Mojave ve Pima gözlem noktalarını beğendik ve gün batımını bu noktalardan yakaladık. Sonuç oldukça güzel oldu. Bu sene bizi İzlanda’da tanık olduğumuz kuzey ışıklarından sonra en fazla etkileyen şey Büyük Kanyon oldu. İnsan, bu görkemli doğal oluşumun tanığı olduğunda, kendini çok şanslı hissediyor.
14
Akşam yemeği için bir gece önceden rezervasyon yaptırdığımız, Büyük Kanyon Parkının içinde yer alan El Tovar Hotel’in restoranına gittik. Günler sonra şık bir yerde, güzel bir yemek yemeyi hakettiğimizi düşünüyorduk. El Tovar Hotel 1905 yılında buraya tren yolunun gelip turistikleşmesini sağlayan Fred Harvey Company şirketi tarafından kurulmuş. Mimarisiyle ve havasıyla dönemini hala yaşatan çok hoş bir otel. Seda’yla Amerikan usulü kocaman birer biftek yedik. Servis de lezzet de olağanüstüydü. Çıktığımızda gökyüzünde kocaman bir ay vardı, biraz da ay ışığıyla aydınlanmış büyük kanyonu izledikten sonra otelimize döndük. Böylece Büyük Kanyon maceramız da sona erdi.
15
Sabah kalktığımızda, geçtiğimiz haftayı Güney Batı Amerika’nın doğa mucizelerinin huzurunda, tertemiz hava ve bol bol yürüyüşle geçirmenin huzuru içindeydik. Artık biraz şehir yaşamını özlemiştik doğrusu. Arabamıza atlayıp San Francisco’ya giden uçağımıza atlamak üzere Las Vegas’a doğru yola çıktık…
19
Amerika, Fotoğraflar, Genel, Gezi / Seyahat içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum