Italyan Usulu Tiramisu Tarifi

Bizim evin en favori tatlisidir tiramisu.. Yapilisi kolay, yemesi olaydir :) Ama bastan pesin pesin uyaralim. Hazir pasta keki ve labne peyniri ile yapilan bir Tiramisu tarifi ariyorsaniz, google’da cikan diger sonuclari degerlendirin derim, bu tarif aslina uygun olarak yapilan bir Italyan Tiramisu tarifidir sevgili tiramisu severler :) DSC_3781 Tarifin kendisini Italyan Yemek Safarisi adli bir tv programinda izledik ve ilk denememizde bayildik bayildik.. O gun bugundur baska Tiramisu tarifi aramayiz, bilmeyiz, yapmayiz.. Bu tarifin bol bol tarafimizdan denenmisligi vardir, o acidan rahat olun.. Yeter ki tum malzemeleri usenmeyin alin, ve merengi tarife uygun yapin; gerisi cooook kolay.. Blogumuzdaki yemek tarifleri icin video cekmeye basladigimizdan beri yakin cevremizden ve takipcilerimizden cok olumlu tepkiler geldi. Biz de bu tarife amator bir video cekip, duzenledik. Umariz hem videomuzu hem de tarifimizi begenir, bol bol tiramisumuzu kendinize ve sevdiklerinize yapar afiyetle yersiniz! Not: Videoyu aslen gecen sene bu zamanlarda (Ege’nin bir oglen uykusunu firsat bilerek) cekmis olmamiza ragmen ancak firsat bulup son haline getirebildik. Fotograflardaki bu kucuk bebek su an nerdeyse iki yasinda :) DSC_3795 Tiramisu Tarifi

Hazirlama suresi – 45 dk
Pisirme suresi – 15 dk
10-12 kisilik

Malzemeler

  • 3 yumurta sarisi
  • 60g pudra sekeri
  • 500g mascarpone peyniri
  • 20-30 kedidili biskuvisi
  • 1 litre sicak espresso kahvesi
  • 100 g bitter parca cikolata
  • Toz kakao

Italyan mereng icin 

  • 100 ml su
  • 250 g seker
  • 125 ml yumurta beyazi (4–5 yumurtadan)

Hazirlanisi

  • Once 3 yumurtanin sarisi ile beyazini tertemiz iki farkli kaba ayirin. Sarilarin oldugu kaba pudra sekerini ilave edip, blender ile yuksek hizda karistirin, ta ki matlasip koyulasana kadar.  Uzerine mascarpone’yi ilave edip blenderla orta hizda karistirin, malzemeler birbiriyle homojen olarak karisana kadar (cok uzun karistirmamaya dikkat edin yoksa mascarpone dagilabilir). Karisimi bir kenara ayirin.
  • Merengi yapmak icin; cok temiz, yagsiz bir sos tavasina suyu koyun ve yavasca sekeri ilave edin, tum sekerin islanmasini saglayin. Orta ateste isitmaya baslayin ta ki serbetiniz soft-ball stage denilen ve 112 C’ye tekabul eden sicakliga ulasana kadar. (Ek bilgi olarak buna soft-ball stage denmesinin sebebi ve nasil anlasildigina gelecek olursak; cok az miktarda serbeti soguk suda attiginizda onu elinizle top sekline getirebiliyorsaniz iste soft ball stage buna denir)
  • Diger bir kapta bekleyen 3 yumurta beyazina 4. yumurtanin da beyazini ekleyin ve yuksek hizda blenderla karistirin, ta ki blenderin cirpma tellerini kaldirdiginizda kucuk orta boy tepecikler olusana kadar.. Bu ne bicim tarif diyorsaniz videodan fikir alabilirsiniz, iste videolu tarifin faydalari :) Bi yandan blenderla cirpmaya devam ederken diger yandan 112C’ye kadar kaynayan sicak serbeti incecik bir oluk halinde bu karisima ilave edin. Karistirmaya merenginiz soguyana kadar devam edin.
  • Soguyan merengi mascarpone karisimina ilave edin. Bir kenara ayirin..
  • Kedidili biskuvileri sicak kahvenin icine 1-2 kez sokup cikarin, hafifce nemlendirin. Biskuvileri hafifce birbirine bastirarak fazla kahvesini alin (biskuvilerin kahveyi tamamen emmemesi gerek, kahveyle islattiktan sonra ortalarinda hic kahve degmemis yerler hala kalmali). Biskuvileri buyuk bir cukur kaseye ya da tercihe gore cam firin kabina tek sira halinde, kabin her tarafini kapatacak sekilde dizin.
  • Biskuvilerin uzerine parca cikolatalari serpin ve mascarpone karisiminin ucte birini (derin kaptaysa) ya da yarisini (yayvan kaptasa) uzerlerine surun. Uzerine yine kahveyle nemlendirilmis biskuvileri, parca cikolatalari ve mascarponeyi bir kat daha gecin. Eger derin kap kullaniyorsaniz ayni kattan bir tane daha hazirlayip en uste kalan mascarponeyi duzelterek surun.
  • Hazirladiginiz tiramisuyu en az 2 saat (kesilebilecek kivama, sertlige gelene kadar) buzdolabinda dinlendirin.
  • Servis etmeden hemen once uzerine toz kakao ya da varsa cekilmis kahve serpin.

Afiyet olsun! tiramisu by thekitchencrashers.com

Harika bir Yaz Yemeği: Keçi Peynirli Kabak Graten

Uzun zamandır ara verdiğimiz blogumuza yepyeni bir tarifle geri dönüyoruz. Sizi bilmem ama ben her türlü kabak yemeğini çok severim, mücverinden tutun da kabak dolmasına, kabak çiçeği kızartmasından klasik yoğurtlu kabak yemeğine kadar. Bu sefer farklı ve pratik bir kabak yemeği denemeye karar verdik. Taze otlu, keçi peynirli, tam da yaza uygun fırında kabak graten.. Başladık malzemeleri hazırlamaya:
DSC_0217
Malzemeler:
200 ml crème fraiche (krema)
Bir tutam taze maydanoz (güzelce doğranmış)
Bir tutam frenk soğanı (yoksa taze kekik, fesleğen koyabilirsiniz)
Bir tutam taze çekilmiş muskat
55 gr kaşar peyniri
1 kg kabak, ince halkalar halinde doğranmış
120 gr yumuşak keçi peyniri
Deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber
Hazırlanışı:
Fırını önceden 190 dereceye ısıtın.
Bir kaseye kremayı, maydanozu, frenk soğanını (ya da diğer yeşil yapraklı taze otları), muskati, tuz ve karabiberi koyup, hepsini güzelce çırpın. Kaşar peynirinin de yarısını ilave edin.
İnce dilimler halinde kestiğiniz kabakların yarısını tereyağı ile yağladığınız 24cm çapındaki fırın tepsisine guzelce dizin ve üzerine kalan kaşar peynirini serpiştirin. Biraz tuz ilave edin.
Üzerine kalan kabakları da dizip biraz daha tuzlayın. Ardından, hazırlamış olduğunuz kremalı karışımı kabakların üzerine güzelce yayın. Son olarak keçi peynirini ufalayarak en üste serpiştirin.
Fırında yaklasık 30-40dk üzeri kızarana kadar pişirin. Yanında karışık salata ve taze çıtır ekmekle hemen servis edin.
İşte bu kadar pratik! İnanın bir o kadar da lezzetli. Şimdiden hepinize afiyet olsun.
DSC_0223

Fırında Somon, Brokoli, Patates Graten.. Üstelik Pestolu!

Evde yeni yemek tarifleri denemeyi seviyoruz ama haftaiçleri maalesef fırsat bulamıyoruz, bildiğimiz yemekleri yapıyoruz. Geçtiğimiz pazar günü yeni bir yemek tarifi denemeye karar verdik. Biz somon balığını çok seviyoruz, ve çoğunlukla fırında yapmayı tercih ediyoruz. Genelde tavuk kanatları için kullandığımız sosu somona uygulayıp fırına veriyoruz, yumuşacık ve lezzetli oluyor. Bu sefer farklı bir somon yemeği tarifi denemek için kolları sıvadık. İtalyan Pizza Hamuru videolu tarifimizin çok izlenmesinin ardından fırında somon yemek tarifimizi de videoya çekmeye başladık.

_DSC7830

Muhteşem bir yemek, biz tek seferde tepsinin yarısını iki kişi yedik bitirdik :) Doymamış olsak tamamını da yiyebilirdik, tabii parmaklarımızla birlikte :) Ertesi gün de fırında ısıtarak rahatlıkla yiyebilirsiniz..
Eğer siz de misafirlerinize farklı bir yemek sunmak ya da eşinizi ve çocuklarınızı şaşırtacak lezzette bir yemek hazırlamak istiyorsanız, bu yemeği şiddetle tavsiye ediyoruz.
Videolu Yemek Tarifi
Malzemeler (4-6 kişilik)
1kg patates, soyulmuş
Büyük bir baş brokoli (yaklaşık 480gr), dallarına ayrılmış
400gr kemiksiz derisiz somon
1 yemek kaşığı zeytinyağı
20gr ekmek kırıntısı
4 yemek kaşığı taze rendelenmiş Parmesan (yoksa eski kaşar, ya da sert İzmir tulum peyniri olabilir)
250ml krema
2 yemek kaşığı pesto
4 yemek kaşığı süt
2-3 yemek kaşığı tereyağ, küçük parçalara doğranmış
Deniz tuzu (yoksa normal tuz) ve taze çekilmiş karabiber
Hazırlanışı
Fırını önceden 200 dereceye ısıtın.
Bir büyük bir tencereye soyulmuş patateslerinizi ve yeterince soğuk suyu koyup haşlayın. Patatesleri içine zorlanmadan bıçağı batırabileceğiniz kıvama gelene kadar haşlayın. Haşlanan patatesleri süzün ve soğumaya bırakın.
Su ısıtıcınızda yeterince su kaynatıp bir tencereye aktarın, içine dallarına ayırdığınız brokoliyi koyun, biraz tuz ilave edip 3-4 dakika haşlayın. Süzün ve soğumaya bırakın.
Somon fileleri önlü arkalı zeytinyağı ile ovun, ve aluminyum folyo kaplı tepsiye yerleştirin. Biraz tuz serpin ve önceden 200 dereceye ısınmış fırında 12-15 dk pişirin. Fırından aldığınız somon soğuyunca üzerine çatal yardımıyla bastırıp küçük parçalara bölün, içinden çıkabilecek küçük kılçıkları ayırın. Somonu kenara koyun.
Küçük bir kasede ekmek kırıntısını ve 2 kaşık taze çekilmiş Parmesanı karıştırın. İçine tuz ve karabiber koyup kenara ayırın.
Başka bir kasede kremayı ve pestoyu karıştırın. İçine tuz ve karabiber koyup kenara ayırın.
Soğumuş patatesleri ince halkalar halinde doğrayıp, yağlanmış büyük bir fırın tepsisine aynı yükseklikte dizin. Üzerine tuz ve 2 kaşık taze rendelenmiş Parmesanı serpin. Elinizle sütü de serpiştirin. Soğumuş brokolileri de patateslerin üzerine eşit yükseklikte yayın ve biraz tuzlayın. En üste parçalanmış somonu düzgünce yerleştirin.

_DSC7887

_DSC7899
Pesto ve krema karışımını somonun üzerine yayın ve üzerine ekmek kırıntısı ve Parmesan karışımını kaplayın. En üste tereyağı parçacıklarını aralıklarla yerleştirin.
_DSC7909
Isıtılmış fırında üzeri kahverengi ve çıtır çıtır olana kadar 25-30 dk pişirin. Hemen servis yapın.

_DSC7934

Afiyet olsun :))) Aman parmaklara dikkat!
_DSC7946

Çok Gizli Izgara Et Sosu Tarifi

Meşhur restoran L’entrecote un gizli et sosunun peşine düştük.. Sosun içinde ne olduğunu restoran sahiplerinden başka kimse bilmiyor. Internetteki forumlarda ve bloglarda onlarca insan sosun içinde neler olabileceğini tartışıyor… Biz de okuduğumuz birçok yazıdan ilham alıp kendimizden de birşeyler kattık.. Sonuç bizce L’entrecote unkinden bile iyi oldu :)
Denerseniz pişman olmayacaksınız!
 İçindekiler:
1 çorba kaşığı zeytinyağı
3-4 arpacık soğanı
2 büyük diş sarımsak
500ml tavuk suyu (ben tavuk bulyon kullandım, ev yapımı olursa daha süper olur herhalde)
1 tatlı kaşığı karabiber
2 çorba kaşığı Dijon hardal
Çeyrek demet tarhun otu (şöyle ayıklanınca dolu dolu bir avuç gibi)
Çeyrek demetten biraz az maydanoz – ayıklanmış
Biraz dere otu – ayıklanmış
1-2 çorba kaşığı kırmızı üzüm sirkesi
1-2 küçük ançuez
1 tatlı kaşığı Worcestershire sosu
4 kaşık tereyağı
Yapılışı:
Bir kaba zeytinyağını koyup orta ateşte ısıtıyoruz. Sarımsak ve soğanı küçücük doğrayıp içine atıyoruz yumuşayana kadar pişiriyoruz. Sonra ayrı bir kapta hazırladığımız kaynar haldeki tavuk suyundan 2 bardak üzerine ekliyoruz. Kısık ateşte 5-10 dakika kaynamaya bırakıyoruz.

Bu arada bir blendir’ın içine dereotu, maydanoz, tarhun otu, karabiber, ançuez, şarap, sirke, Worcestershire sosu ve hardalı koyuyoruz. Üzerine ocaktaki kaptaki tavuk suyu/soğan/sarımsak karışımını boşaltıyoruz ve blendirda iyice çekiyoruz. Tamamen çekilince pişirme kabına aktarıp kısık ateşte karışımı kaynamaya bırakıyoruz.
Bir 35-40dk kıvamını alana kadar suyunu uçurup yoğunlaşmasını bekliyoruz. En son artık kıvamına gelince içine tereyağını ekleyip eriyene kadar karıştırıyoruz. Bir-iki dakika da öyle pişirip altını kapatıyoruz.
Bomba gibi sosumuz işte hazır! Her türlü kırmızı et, biftek/bonfile üzerine 10 Numara ;)

Süper Çıtır İtalyan Pizza Hamuru ve Mantarlı Pizza Tarifi

Biz pizzayı incecik ve çıtır çıtır seviyoruz. Dondurulmuş pizzaların tadı saman gibi, dışarıdan eve sipariş etsen onlar da sırf hamur ve malzemeleri çok kalitesiz. Kendi pizzamızı kendimiz yapalım dedik ve internette istediğimiz gibi bir hamur tarifi aramaya başladık. Aradığımız hamuru Avusturyalı meşhur şef Wolfgang Puck’ın tariflerinde bulduk, ve bu hamurla leziz bir mantarlı pizza yapmaya karar verdik. Üstelik bir de dedik ki pizzayı hazırlarken bloğumuzun ilk videosunu çekelim, bloğumuza koyalım:) Başladık hazırlıklara…
Hamur için Malzemeler
  • 3 bardak buğday unu
  • 1 paket taze maya
  • 1 tatlı kaşığı bal
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
  • 1 bardak su (40-45 derece)
Hamurun yapılışı
Önce ılık suyun içinde balı ve mayayı bir kasede eritiyoruz. Başka bir kasede un ve tuzu güzelce karıştırıyoruz. Maya karışımına zeytinyağını da ekliyoruz. Kuru tezgahın üzerine un-tuz karışımını döküp ortasını açıyoruz. Ortasına maya karışımını döküp hamur haline getiriyoruz. Hamuru nemli bir bezle örtüp 2 saat karanlık bir yerde dinlendiriyoruz.
2 saat sonra dinlenmiş hamuru tekrar yoğuruyoruz. Daha sonra yapmak istediğiniz pizzaların boyutuna göre 3-4 eşit parçaya bölüp top haline getiriyoruz. Tekrar nemli bezle örtüp 1 saat daha karanlık bir yerde dinlendiriyoruz. 1 saat sonra top halindeki hamurları son bir kez daha yoğuruyoruz. Bu haliyle hamurlar pizza yapmak için hazır durumdalar.
Eğer hamurların hepsini kullanmayacaksanız, streç filmle sarıp buzluğa kaldırabilir, bir ay içinde sabahtan buzunu çözüp akşama şipşak pizzanızı yapabilirsiniz. Biz sadece bir hamuru büyükçe bir mantarlı pizza yapmak için kullandık.
Mantarlı Pizza Tarifi
 Malzemeler
  • Pizza hamuru
  • Çeşit çeşit mantar (ya da elinizin altında ne varsa artık:))
  • Mozzarella (Amsterdam’da yaşadığımız için kolay bulabiliyoruz ama yoksa tuzsuz dil peyniri ya da taze kaşarla da idare edilebilir)
  • Maskarpone (bu peyniri kullanmak şart değil, pizza piştikten sonra üzerine koyduğunuzda harika bir kremamsı lezzet bırakıyor ağızda, yerine başka birşey zorlamayı arzularsanız belki labne peynir denenebilir:))
  • Domates sosu
  • Trüf mantarı sosu (bu da hiç şart değil! Sos Türkiye’de de bazı yerlerde küçük kavanozlarda satılıyor, her türlü makarnaya sandviçe kullanabilecek bir sos… Adına bakıp çok pahalı birşey zannetmeyin öyle sırf trüf değil bu, içinde azıcık trüf var, gerisi mantar, zeytin, zeytinyağı, ançuez. Bulabiliyorsanız evde bulundurabilirsiniz, çok lezzetli bir sos)
  • Tatlı roka
  • Tuz, karabiber
Yapılışı
Fırınımızı mümkün olan en yüksek sıcaklığa getiriyoruz; bizim fırın 300’e kadar ısınıyor, artık ne kadar ısıtabilirseniz o kadar iyi. (Meşhur odun ateşi taş fırınları 400 dereceye kadar ısınıyor örneğin!)
Sonra mantarları ve mozzarellayı kesiyoruz. Tezgahın üzerine un serpiştirip pizza hamurunu oklava yardımıyla incecik açıyoruz (siz biraz daha etli tercih ederseniz biraz daha kalın bırakabilirsiniz tabii). Hamuru direk tel tepsi üzerine alıp malzemeleri dizmeye başlıyoruz (hamurun dağılmaması için).
Hamurun üzerine domates sosunu ince bir şekilde sürüyoruz. Mozzarella ve mantarları hamura diziyoruz. Üzerine yanlızca birkaç damla trüf mantarı sosu, sonra da tuz ve karabiber koyuyoruz. Pizzamızı fırına veriyoruz.
Pizzamız 4-5 dakika içinde pişti bile. Fırından çıkarıp tezgaha aldıktan sonra da üzerine maskarpone ve rokayı da koyup, hafifçe zeytinyağı gezdiriyoruz. Süper çıtır İtalyan usulü mantarlı pizzamız yemeğe hazır!
Afiyet olsun.. Aman parmaklara dikkat :) Umarım videomuzu da beğenirsiniz!

Makaron Denedik, Güzel Oldu…

Biraz geç  de olsa makaron modası bizi de etkisine almayı başardı. Bu küçük rengarenk lezzet bombaları ilginç de bir gizem taşıyorlar. Yapması çok zor; ancak büyük emeklerle, cok hassas ölçülerle ve ince ayarlarla ulaşılabilecek bir tatlı imajı var bir şekilde herkeste. Biraz piyasa konumlandırması da yüksek olunca küçücük bir kutusu el yakan fiyatlara satılıyor. Hal boyle olunca, şöyle doyasıya makaronlar arasında kendini kaybetmek ancak evde yapmakla mümkün olabiliyor:) E dedik bizim neyimiz eksik deneyelim görelim bakalım o kadar zor muymuş? Internette biraz gezindik, bir iki tarifi kendimizce yorumladık, sonuç gayet başarılı oldu. Tamam ölçülere dikkat ettik, tamam yumurtanın beyazını 2-3 gün önceden ayırıp dolapta dinlendirdik ama sıra yapmaya geldiğinde aslında pişirmesi de yemesi kadar keyifli; renginden içindeki kremasına bir çok noktada kendinden fikirler katmaya ve orijinal olmaya firsat veren cok nefis şeyler bu afacanlar…

Bizim uyguladığımız tarifin linkine buradan ulasabilirsiniz.
Aslında tarif oldukça basit, kurabiye kısımları için malzemeler şöyle:
-3 Yumurtanın Beyazı
Burada birkaç farklı blogta aynı tavsiyeyi gördük ve uyguladık, yumurtanın beyazlarını en az 1-2 gün önceden ayırıp buzdolabında kapalı bir kapta saklamak ve makaronları yapacağınız gün 3-4 saat önceden dolaptan çıkarıp oda sıcaklığına getirmek işin püf noktası. Biz uyguladık çok memnun kaldık.
-210gr Pudra Şekeri
-125gr Badem Tozu
Biz kavrulmamış bademleri alıp kendimiz mutfak robotunda iyice toz hale getirdik, sonra ince bir tel süzgeçten geçirip içinde büyük bir parça kalmamasına dikkat ettik.
Google’da aradık dedik badem şart mıdır, fıstık olmaz mı mesela? Bazı tariflerde vardı. Biz de bademle yaptığımız gibi 125gr da ayrıca antep fıstığı tozu yaptık ve elimiz değmişken bir bu tarif kadar da fıstıktan makaron yaptık o da super oldu.
İşyerinde bir arkadaş cevizli nasıl olur acaba dedi, ben de çok merak ediyorum bir dahaki sefere de belki cevizle deneriz:) Yani diyeceğim makaron tarifleri için affı yoktur harfi harfine takip etmen gerekir dediler biz badem yerine fıstıkla da yaptık oldu, biraz doğaçlamaya yer var gibi geldi bize ya da tam bir acemi şansıydı:)
-30gr Normal Toz Şeker
   
Talimatlar ise şu şekilde: yumurta beyazlarını temiz bir kapta blendırla hızlıda çırpıyoruz, iyice köpürünce yavaş yavaş içine 30 gr toz şekeri dökerken çırpmaya devam ediyoruz, oluşan krema artık kıvama geldiğinde, blendırın ucunu kaldırdığımızda artık şeklini koruyan bir form aldığında çırpmayı bırakıyoruz. Bu noktada istersek 1-2 damla gıda boyası ekleyip, bastırmadan hafifçe karıştırıp istediğimiz rengi verebiliriz.  Biz bademli olanları pembe, fıstıklı olanları ise yeşil yaptık.
Daha sonra başka bir kapta karıştırdığımız badem tozu ve pudra şekerini yavaş yavaş  kremanın içine ekleyip bir spatula yardımıyla karıştırıyoruz. Burada mümkün olduğunca az sayıda darbeyle karıştırmak önemli bir püf noktası diyor herkes forumlarda, biz de buna dikkat ettik. Sonuçta güzel kıvamlı hamurumuz krema sıkma torbasına konmaya hazır. Torbaya doldurduğumuz kremayı bir fırın tepsisine kurabiye şeklinde tek tek sıkıyoruz. Fırını 135 dereceye getirip kurabiyelerimizi tepside 20 dk dinlendiriyoruz. Fırına atmadan önce bir kaç kere hafifçe tepsinin altını düz bir yüzeye vurup kurabiyelerin şekillerinin düzelmesini sağlıyoruz.
Fırına koyduğumuz kurabiyeler yaklaşık 15-16dk içinde hazır oluyor. 12inci dakikaya kadar fırının kapağını kesinlikle açmıyoruz, ondan sonra başından ayrılmadan ara ara bakıp tam zamanında fırında çıkarmak çok önemli. Altının artık kağıda yapışmıyor olması lazım, ama üstünün de kızarmaya başlamaması lazım. Az pişerse yapışıyor, çok pişerse de o makaronun kendine has hafif cikletimse hissini kaybediyormuş ve kıtır kıtır oluyormuş. Biz bir dakikada bir bakıp tam zamanında çıkarmaya dikkat ettik ve sonuçtan çok memnun kaldık!

İşte makaron bu… O kadar da zor değil, piştikten sonra soğuyana kadar bekletip içine gönlünüzden ne geçerse onu sürebilirsiniz. Biz bademli pembe makaronlarımızın arasına böğürtlenli-beyaz çikolatalı bir krema hazırlayıp sürdük süper oldular! (Ocakta bir miktar süt kremasının içine iyice doğradığımız böğürtlenleri atıp pişirdik, daha sonra daha sıcakken başka bir kapta rendelediğimiz beyaz çikolatanın üzerine döktük, çikolata tamamen eriyene kadar iyice karıştırdık ve soğumaya bıraktık. Soğuduğunda tam makaronlarımıza layık bir kıvamda ve lezzette üstelik çok güzel bir eflatun tonunda bir kremamız oldu.) Biraz yorulduğumuz için fıstıklı makaronların arasına direk nutella sürdük, zaten çikolata fıstığa çok yakıştığı için harika oldular. İçine ne sürüleceği tamamen keyfe kalmış, daha hafif birşey isteyenler biraz labne ve şekerle bir meyvayı karıştırıp güzel birşey yapabilir. Bazıları gördüğümüz kadarıyla bizim tarifte kullanılmayan yumurta sarılarını kullanıp oyle kremalar yapıyorlar bize biraz ağır gözüktükleri için tercih etmedik.
Ve işte makaronlarımız hazır. Hepsi birbirinden lezzetli oldular, tam aynı boy olmadılar ama olsun boy boy işte böyle daha iyi:) Şimdiden kafamızda başka neler yapabiliriz, neli yapsak, nasıl yapsak diye binbir tarif geziniyor… İşin en güzel yanı buzdolabında kapalı bir kapta sakladığınız makaronları aşağı yukarı bir hafta kadar daha yiyebiliyorsunuz, şimdi makarona doyacağız işte!

İtalyan usulü Elmalı Anneanne Turtası

Geçtiğimiz haftasonu her zamankinden yoğun geçti bizim evde.. Biricik ikizim Eda ile candostlarımız Baran ve Özlem bizi ziyarete Amsterdam’a geldiler. Misafirlerimiz gelmeden önce yaşadığımız ortalık toplama telaşının yanı sıra bir de mutfaktaki hünerlerimizi sergileme heyecanı sardı bizi.. Ne yapmalı, ne pişirmeliydik? Şöyle akıllarda ve damaklarda iz bırakacak bir yemek seçmeliydik.. Başladık en favori yemeklerimizi gözden geçirmeye.
Blogumuzu takip edenler bilirler, bizim çok sevdiğimiz bir yemektir “Çok lezzetli susamlı tavuk kanatları”. Uzak doğu soslarıyla bezenmiş bu enfes yemeğin yanına bir de fırında patates ve yeşil salatayı servis yaptık mı tamamdır, misafirlerimizin parmaklarını yemeleri garanti :-)
Eveeet hem pratik hem de süper lezzetli ana yemeğimizi seçmiştik, peki ardından tatlı ne yiyecektik? Şöyle bir hafızamızı yokladım, geçtiğimiz sene Amsterdam’da bir İtalyan yemek kursunda öğrendiğimiz Elmalı Anneanne Turtası geldi aklıma.. Kursta çok tatlı, tonton bir İtalyan bayan aşçı eşliğinde yemekleri yaptık. Anlattığına göre bu turtayı da küçük bir kızken anneannesinden öğrenmiş ve o yüzden ismini anneannemin elmallı turtası koymuş.
Bu İtalyan yemek kursunu Hakan’ın işyerinden arkadaşı Gül ayarlamıştı hepimiz için.. Kimimiz neredeyse bir aşçı profesyonelliğinde kimimiz ise tamamen amatör ruhuyla kollarını sıvamış, hep beraber yemekleri ve tatlıyı yapmış, sonra da bir güzel yemiştik. İşte bu kursta öğrendiğimiz elmalı turtayı yapacaktım, bu sefer tek başıma :)
İtalyan usulü Elmalı Anneanne Turtasının bildiğimiz elmalı turtadan farkı, içindeki hafif ekşi tadı veren hamuruna ilave ettiğimiz limon rendesi ve bu ekşi tadı dengeleyen kayısı reçeli.. Ayrıca klasik elmalı turtanın üzeri hamurdan şeritlerle kapatılırken, bu tarifte elmaların üzeri açık kalıyor ve en üste kayısı reçeli sürülerek turta bir güzel parlatılıyor..
Sonuç mu? Evet Elmalı Anneanne Turtası yapma görevini başarıyla tamamladım. Daha turta fırından çıkar çıkmaz kokusuyla bizi mest etti! Hatta Özlem dayanamayıp ucundan ufak bir parçayı, ben fotoğrafını çekemeden kemirivermiş :) Bakınız resim 1A..

Şimdi sıra bu tarifi merak eden herkesle paylaşmaya geldi.. Belki bir gün sizin de canınız elmalı turta çeker de damağınıza renk katabiliriz diye!
Bu arada değinmeden edemeyeceğim. Hollanda deyince aklımıza gelen ilk şey değildir belki elma ama Hollanda elmalı turtanın anavatanı sanki.. Her gittiğiniz cafede mutlaka bulursunuz bir elmalı turta. Özellikle bir cafe var ki Amsterdam’da, harika klasik usul elmalı turta yapıyor! Eğer bu taraflara yolunuz düşerse Winkel43‘e uğrayıp bu turtayı denemenizi şiddetle tavsiye ederim.. Tabii benim yaptığım turtanın eline su dökemez, orası başka :)
Elmalı AnneanneTurtası için Malzemeler
Hamur için
270 gr un (2 su bardağı),
150 gr şeker (3/4 su bardağı),
125 gr tereyağı,
1 paket kabartma tozu,
1 yumurta,
2 yumurta sarısı,
1 limon kabuğu rendesi

İç malzemesi
180 gr kayısı reçeli (az tatlı),
 3 orta boy elma,
1 yemek kaşığı şeker,
limon suyu
Ekstra
Pişmiş turtanın üstüne sürmek için 100 gr kayısı reçeli
Hazırlanışı
İlk önce hamur malzemelerini karıştırıp hamuru hazırlıyoruz, nemli bir tülbente sarıp 30dk buzdolabında bekletiyoruz.
Biz bu arada 2 elmanın kabuklarını soyup ince ince dilimliyoruz. 1 elmayı da kabuklarıyla dilimliyoruz. Üstlerine elmalar kararmasın diye limon suyu ve bir çorba kaşığı şekeri koyup marine ediyoruz (10dk).
Buzdolabından hamuru alıp 28cm çapındaki fırın tepsisine, fırın kağıdının üzerine seriyoruz. Hamurun üzerine 180 gr kayısı reçelini döküp güzelce yayıyoruz.
Kayısı reçelinin üzerine elmaları en dış sıraya kabuksuzlar gelecek şekilde yan yana kaydırarak çember şeklinde diziyoruz, sonra orta kısmına da kabukluları yine çember şeklinde diziyoruz.
Tepsimizi fırına verip 180 derecede 35-40 dk pişiriyoruz.
Piştikten sonra turtamızı soğumaya bırakıyoruz. Soğuyunca üzerine ısıtılmış 100 gr kayısı reçelini sürüyoruz veee afiyetle yiyoruuuuuz :-)
Sevgiyle yapılmış daha nice turtalara..
S.

Mutfak için bir Oyuncak ve İlk Denemem “Uyanık İncir”…

Son dönemde bu yemek işinin kimyasına merak saldım ya, internette dünyaca ünlü Ferran Adria, Heston Blumenthal gibi şeflerin sanat eseri, çılgın yemeklerine hayran hayran bakar oldum. Yiyeceklerin dokusunu değiştiriyor, ilginç  lezzet eşleştirmeleri yapıyor, olağanüstü, sanatsal ve sürprizlerle dolu bir şekilde misafirlerine sunuyorlar. Buna da Moleküler Gastronomi diyorlar..E tabii bizim bahsi geçen şeflerin yiyeceklerini sunduğu yerlere bütçemiz kolay kolay yetmez :) Ama sağolsun Seda bizim neyimiz eksik, gidemesek de El Buli’ye,  biz de evde kendi yemeğimizi kendimiz yaparız demiş ve bana müthiş bir oyuncak almış!
“Molecule-R”, moleküler gastronomiyi evlere getirmeyi anladığım kadarıyla kendine düstur edinmiş butik bir şirket. 55$a internetten sipariş ettiğimiz küçük pakette hayranı olduğumuz şeflerin mutfaklarında kullanılan malzemelerden küçük bir seçki var. Böylece daha önce evde yapmayı hayal bile edemeyeceğiniz şeylerin aslında çok da zor olmadığını göstermek istiyorlar gibi..
Daha eğlenceli bir oyuncak düşünemezdim herhalde. Yemeğinle oynama derdi ya büyüklerimiz, işte bunlar tam tersini yapmak için…Yemeğimizle oynayıp mango havyarları, rokadan spagettiler, ağzımıza attığımızda patlayıp içindeki lezzetli cacığı bırakan cacık topları, soya ya da çilek tadında köpükler ve daha neler neler… Moleküler gastronomi ile ilgili daha detaylı bilgi için bakınız: http://www.moleculargastronomynetwork.com/home.html
Kutunun içinde 40 tane tarif olan bir DVD ile beraber profesyonel mutfaklarda ve gıda endüstrisinde kullanılan katkı maddeleri ve yemekleri yaparken kullanılacak mutfak aletleri var. Almak isteyenler merak ederse içeriği şu şekilde:
–          Agar-agar : 2 gr’lık 10 paket
–          Calcium Lactate: 5 gr’lık 10 paket
–          Sodium Alginate: 2 gr’lık 10 paket
–          Soy Lecithin: 2 gr’lık 10 paket
–          Xanthan Gum: 1 gr’lık 10 paket
–          Yemek Şırıngası, Damlalıklar, Plastik Boru, Ölçü Kapları, Karıştırma Kaşığı
–          Tarif DVDsi
Tarif DVDsini baştan sona izledim ve inanılmaz eğlenceli ve birbirinden yapması kolay şeyler var. Hem kendiniz hem de misafirleriniz için ilginç sürprizler hazırlayabilirsiniz.
Benim şöyle bir sorunum hep var oldu: Yüzme bilmeden denize atlamaya bayılırım! Normalde biri önce DVDdeki tariflerden birini yapar değil mi? Ben değil! Ben hemen bu ilginç yöntemleri Türk mutfağına uygulamayı kendime görev edindim :) Sonuç tabii ki beklediğim kadar başarılı olmadı, ama ilk deneme için fena da bir sonuç çıkmadı (valla Seda da beğendi, kendimi avutmuyorum :))
Oyuncaklarımızla ilk denemede bir tatlı yaptık. İncir uyutmasını hepiniz bilirsiniz, müthiş lezzetli, klasik ve basit bir tatlımızdır. Ondan esinlenip, Ferran Adria’nın yarattığı “Reverse Spheriphication “ yöntemiyle “Uyanık İncir’i uydurdum :) Reverse Spheriphication yönteminde kalsiyum içeriği olan gıdalar içlerine calcium lactate karıştırılıp bir kaşık yardımıyla sodium alginate banyosuna koyuluyor ve bunun sonucunda dışında bir zar oluşan ama içi sıvı olan topçuklar yaratılabiliyor. Görsel olarak çok şık, topu ağzınıza attığınızda ise dışındaki zar patlayarak içindeki lezzetli sıvıyı ağzınıza bırakıyor. Tabii ki sadece göresellik yetmiyor topçukların lezzetli olması için içindeki sıvının lezzetli olması lazım, sodium alginate ve calcium lactate tada birşey katmıyor ya da eksiltmiyor sadece bu yöntem bize farklı bir sunum olanağı sağlıyor.
 Bildiğiniz gibi aslında incir uyutması birkaç saat dinlendikten sonra muhallebi kıvamını alır; bana ise olayın esprisini kaybetmemesi için sıvı formda bir tatlı gerekiyordu. Sonunda 3 tane büyükçe kuru inciri sıcak suda biraz bekletip ince ince kıydım, küçük bir kapta kısık ateşteki ocağın üzerine koydum ve tahta birkaşık yardımıyla biraz ezdim. 250 ml sütü yavaş yavaş içine dökerek karıştırdım, kaynamaya yaklaşınca altını kapatıp rondodan geçirdim. Tadına baktığımda, sıvı formunu koruması için inciri az tuttuğumdan, normal bir incir uyutmaya göre fazla şekersiz olmuştu. Ben de içine iki kaşık çam balı ilave ettim. Harika bir karışım oldu. Biraz ılıdıktan sonra içine calcium lactate’ı ekleyip iyice karıştırdım. Buzdolabından daha önce hazırladığım sodium alginate banyosuna bir kaşık yardımıyla karışımı koydum. Size karşı dürüst olayım, başarı oranım yarı yarıyaydı, topçuklarımın bazıları biçimsiz oldu bazıları ağzıma kadar gidemeden patlayıverdi :) Ama olanlar da gayet güzel oldu! Banyodan çıkarıp temiz su banyosunda duruladığımız “Uyanık İncir” Topçuklarımızı porselen kaşıklara koyup üzerlerine süsleme için biraz muskat, biraz ceviz ve bir damla da bal koyduk. Görsel olarak ilginç ve hoş oldular; lezzetleri de çok güzeldi. İlk deneme için hiç fena sayılmaz bence. Bakalım daha neler yapacağız yeni oyuncaklarımızla neler…

Yeni Yıla Yeni Lezzet: Balkabağı Çorbası

Balkabağından çorba mı olurmuş demeyin.. Olur hem de ‘Bal’ gibi olur. Biz alışmışız balkabağını tatlı olarak yemeye, o yüzden çorbasını yapmak aklımıza bile gelmez. Balkabağının çorbasını ilk defa geçenlerde deneme şansım oldu ve bu lezzeti herkesle paylaşmayı kendime görev edindim. Aldım elime sihirli değneğimi, nasıl peri annesi sihirli değneği ile Külkedisine balkabağından fayton yaptı, ben de küçük bir balkabağını bir tencere çorbaya dönüştürüverdim :) İlk önce Hakan’a, sonra da annem ve babama içirdim, hepsi tadına bayıldı. Tabii ilk içişte tadı değişik (tatlı) gelebilir, nerden baksanız adı üstünde, balkabağı :) Ama bir alışınca insanda bağımlılık yapması işten bile değil.
Yapılışına geçmeden önce balkabağının faydalarına da kısaca değinelim.. Bu mucizevi sebze içerdiği bol miktarda beta karoten sayesinde önemli bir antioksidan görevi görür, bağışıklık sistemini güçlendirir, hem göz hem de beyin sağlığı için faydalıdır. Aynı zamanda demir, potasyum, sodyum, fosfor, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller bakımından zengin olduğu için hem çocuklarda kemik gelişimine yardımcı olur hem de kansızlığı önler. Şeker içermesine rağmen kalorisi yüksek değildir, tam tersine lifli yapısı sayesinde kilo kontrolüne yardımcı olur. Bunca faydasına rağmen biz bu muhteşem sebzeyi aslında ne kadar az tüketiyormuşuz.. Balkabağına şans vermenin şimdi tam zamanı, tam mevsimi.. Siz de yeni yıla yeni bir çorbayla girin, pişman olmayacaksınız ;)
Malzemeler (4 kişilik)
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 soğan, doğranmış
  • 2 havuç, soyulmuş ve doğranmış
  • 1 elma, soyulmuş ve doğranmış
  • 2 bardak taze balkabağı, fırında kavrulmuş ve doğranmış (altta hazırlanışını okuyun)
  • 1 yemek kaşığı adaçayı yaprağı
  • 3 bardak tavuk suyu (tavuk suyunuz yoksa 2 tavuk bulyon tableti sıcak suda eritip hazırlayabilirsiniz)
  • 1 bardak krema
  • Tuz ve taze çekilmiş karabiber
Yapılışı
İlk önce balkabağını fırında kavurmamız gerekiyor. Bunun için fırını 200 dereceye ayarlayıp ısıtın. Küçük boy bir balkabağını önce ortadan ikiye bölün, sonra da her bir yarım parçayı daha ince dilimlere ayırın. İçindeki çekirdekleri ayıklayın ve dilimleri fırın kâğıdı (yağlı kâğıt) kaplanmış bir fırın tepsisine yanlamasına dizin. Balkabaklarının üzerinden azıcık zeytinyağı gezdirin ve fırçayla zeytinyağını güzelce yayın. Tuz ve karabiber ilave edip fırın tepsisini fırına verin. Balkabaklarının yumuşayıp üstleri güzelce kızarana kadar 30-40 dk fırında kavurun. Kavrulmuş balkabakları soğuduktan sonra kabuklarını soyun ve doğrayın.
Derince bir tavada tereyağını eritip içine soğanı, havucu, elmayı, kavrulmuş balkabağını ve adaçayı yapraklarını atıp orta ateşte 8-10 dakika çevirin. Yaptığınız püreyi blendera koyup üzerine önceden hazırlanmış tavuk suyunun bir kısmını (tavuk bulyonla hazırlanmış ve soğutulmuş tavuk suyu da olabilir) koyun. Blenderda güzelce karışan püreyi tencerede kalan tavuk suyuna ilave edin ve 15 dk karıştırarak pişirin. Çorba kıvamına gelen karışıma kremayı ilave edin ve tencerenin içinde hafifçe çırpın. 5-10 dk daha pişirdikten sonra üzerine tuz ve karabiber koyup altını kapatın. Çorbayı kâselere paylaştırıp afiyetle yiyin..

S.

Ratatouille: Film ve Ziyafet

Ben Pixar’ın inanılmaz eğlenceli ve iştah açıcı çizgi filmi Ratatouille’i 2007’de sinemada izlemiştim. Filmden çıktığımda karnımın guruldadığını hatırlıyorum. Bir animasyonun yemek gibi 5 boyutlu, bütün duyuları harekete geçiren bir şeyi bu kadar iyi verebildiğine inanamamıştım.

Ratatouille, Gurme fare Remy’nin köyünden çıkıp, bütün zorluklara ve her şeyden öte fare oluşuna rağmen Paris’te hayranı olduğu büyük şef Auguste Gusteau’nun restoranında yemek yapmaya başlamasının ve kendini kabul ettirmesinin, tutkusunun peşinden her şeyi bırakıp koşmasının çok ama çok eğlenceli ve tatlı hikayesi.
Filmin sonlarına doğru bir sahnede, burası bilemiyorum “spoiler” sayılır mı ama, Remy acımasız yemek eleştirmeni Anton Ego için kendine has stiliyle, rustik bir Fransız sebze yemeği olan Ratatouille hazırlıyor. Anton Ego böylesine şık bir restoranda önüne gelen köy yemeğini ağzına koyduğu anda, bu lezzet onu alıp çocukluğuna götürüyor, yemeğe bayılıyor, filmin heyecanı izlemediyseniz kaçmasın diye daha fazla anlatmıyorum. İnanılmaz hoş bir sahne, filme adını veren Ratatouille ise harikulade gözüküyor.

Seda da yazmıştı, bizim evde bu aralar aramızda girdiğimiz bir iddiayı kaybeden bir hafta boyunca yemekleri yapıyor. O hafta sıra bendeydi:) Aynı filmdeki gibi Ratatouille hazırlayıp Seda ile birlikte filmi yemeği yerken izlemeye karar verdim. Başladım araştırmaya. Filmdeki Ratatouille meğer orijinal ratatouille değilmiş. Film için danışmanlık yapan, Kaliforniya’daki French Laundry restoranın usta şefi Thomas Keller’a “Dünyanın en meşhur eleştirmeni restoranınıza gelse ve ona Ratatouille hazırmanız gerekse bunu nasıl yapardınız?” diye sormuslar. O da orijinal tarifi oldukça değiştirerek Confit Byaldi adını verdiği bu alternatif tarifi ve sunumu oluşturmuş. İşin ilginci Confit Byaldi adındaki “Byaldi” bizim güzeller güzeli sebze yemeğimiz imam bayıldıdan geliyormuş! Orijinal Ratatouille oldukça basit bir sebze yemeği, Thomas Keller’ın Confit Byaldisi ise oldukça zahmetli.
Biraz daha araştırınca şef Thomas Keller’ın yorumuyla Ratatouille tarifinin New York Times gazetesinde yayınlandığını gördüm ve orijinal tarif’ten yola çıkarak yemeği yapmaya koyuldum. Tarifin İngilizce orijinalini şu linkte görebilirsiniz:  http://www.nytimes.com/2007/06/13/dining/131rrex.html
Yemeğin orijinal tarifini her zamanki gibi azıcık değiştirdim. Orijinal tarif hem yeşil kabak hem bal kabağı kullanıyor, ben evde olmadığı için bal kabağı yerine havuç kullandım çok da güzel oldu. Orijinal tarif 3 saatten uzun sürüyor ben 2.5 saatte olacak şekilde ayarladım yoksa aç kalacaktık:) işten zaten geç geliyoruz filme başlamamız 9’u buldu yemek 9 buçuk gibi hazırdı.. Lezzeti inanılmaz oldu. Bir sebze yemeği sonuçta, çok daha hızlı bir şekilde yapılabilir ama bu lezzet ve görsellik için biraz zahmet ne yazık ki şart. Filmimizi izlerken yemeğimizi afiyetle yedik ve Seda da ben de çok beğendik. Soldaki resimler filmden, sagdaki resimler ise bizden;)

Bu tecrübe ayrıca hoşumuza gitti, önümüzdeki günlerde birkaç filmi daha konsepte uygun yemekler eşliğinde izlemeye karar verdik! Umarım siz de bu tarifi denersiniz, hoşunuza gideceğinize eminiz. İçinizdeki Remy’i uyandırın…