Hollanda’nın LaLe Bahçeleri
6


Bildiğiniz gibi aslında incir uyutması birkaç saat dinlendikten sonra muhallebi kıvamını alır; bana ise olayın esprisini kaybetmemesi için sıvı formda bir tatlı gerekiyordu. Sonunda 3 tane büyükçe kuru inciri sıcak suda biraz bekletip ince ince kıydım, küçük bir kapta kısık ateşteki ocağın üzerine koydum ve tahta birkaşık yardımıyla biraz ezdim. 250 ml sütü yavaş yavaş içine dökerek karıştırdım, kaynamaya yaklaşınca altını kapatıp rondodan geçirdim. Tadına baktığımda, sıvı formunu koruması için inciri az tuttuğumdan, normal bir incir uyutmaya göre fazla şekersiz olmuştu. Ben de içine iki kaşık çam balı ilave ettim. Harika bir karışım oldu. Biraz ılıdıktan sonra içine calcium lactate’ı ekleyip iyice karıştırdım. Buzdolabından daha önce hazırladığım sodium alginate banyosuna bir kaşık yardımıyla karışımı koydum. Size karşı dürüst olayım, başarı oranım yarı yarıyaydı, topçuklarımın bazıları biçimsiz oldu bazıları ağzıma kadar gidemeden patlayıverdi :) Ama olanlar da gayet güzel oldu! Banyodan çıkarıp temiz su banyosunda duruladığımız “Uyanık İncir” Topçuklarımızı porselen kaşıklara koyup üzerlerine süsleme için biraz muskat, biraz ceviz ve bir damla da bal koyduk. Görsel olarak ilginç ve hoş oldular; lezzetleri de çok güzeldi. İlk deneme için hiç fena sayılmaz bence. Bakalım daha neler yapacağız yeni oyuncaklarımızla neler…
Bu kitaplardan ilki zaten bir başyapıt. Harold McGee anladığım kadarıyla zaten mutfak dünyasında yaşayan bir efsane. Tek ciltte ansiklopedik bir şekilde her türlü gıdanın tarihi, kullanımı, kimyasal özelliklerini konunun çetrefilliliğine rağmen hep yalın ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Modern ve klasik pişirme yöntemlerini açıklıyor. Tek oturuşta baştan sonra bir roman gibi okumak benim gibi bir amatör için oldukça zor, içindeki tarifler için de almazsınız bu kitabı. Bu yıllar boyunca, mutfakta neler olduğunu anlamak istediğinizde kullanacağınız bir referans kitabı. Azmedip İlk üç bölümünü baştan sona okudum: Süt ve süt ürünleri, Yumurtalar, Etler. Bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki! Geri kalanına şimdilik sadece göz gezdirdim ama azimliyim birgün bitireceğim:) Araştırdım ama kitabı Türkçe olarak bulamadım, tahmin ediyorum ki henüz Türkçe’ye çevirilmemiş. Eğer siz de benim gibi az biraz yemek işine kafa yoruyorsanız, internette bir anlamlı bilgi bulmak adına 100 sayfa okuyup telef olacağınıza tek bir ciltte öz ve bütünlüklü bir şekilde yemeğe dair herşeyi bulabileceğiniz bu kitabı alın derim. Umarım bir gün Türkçe’ye de kazandırılır.
Aldığım ikinci kitap ise bu bilim ve yemek yapma konularını aynı potada biraz daha eğlenceli ve basit bir dille eritiyor. Adını biraz yanlış çevirdim “geek” in tam olarak karşılığı inek değil tabii ki ama ne kullanacağımı bilemedim. Isının ve havanın yemekler üzerindeki etkisi; kimyasallar ve yemek olurken yaşanan kimyasal etkileşimleri eğlenceli bir dille anlatıyor ve içinde birbirinden güzel tarifler var. Görece daha yeni yeni popülerleşen ve son dönemde artık ev mutfaklarına da girmeye başlayan “sous vide”e (laboratuar hassasiyetinde ayarlanmış hassas sıcak su banyosunda vakumlanmış yiyecekleri uzun sürede pişirme yöntemi) de kocaman bir bölüm ayırıyor (Ben de birgün şu sous-vide işine girmek 72 saatte ağır ötesi pişmiş ağızda dağılan bir kuzu omzu yapmak istiyorum:)). Kitap benim gibi amatörler için bence harika bir başlangıç noktası!







Dünyanın dört bir yanından 800’ün üzerinde başvuru alan yarışmada elemeleri geçen diger fotoğrafçıların isimleri şöyle:
Mirko Martin (Almanya), Katrien Vermeire (Belçika), Fleur van Dodewaard (Hollanda), Ester Vonplon (Isviçre), Renato Abreu (Brezilya), Lucas Blalock (ABD), Florian van Roekel (Hollanda), Gosha Rubchinskiy (Rusya), Mayumi Hosokura (Japonya), Jessica Eaton (Kanada), and Alberto Salván Zulueta (Ispanya).







